ODTÜ AAT Forum
Hoşgeldiniz,
Ziyaretçi
.Lütfen
giriş yapın
veya
kayıt olun
.
18 Mayıs 2012 17:48:12
1 Saat
1 Gün
1 Hafta
1 Ay
Her zaman
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Ara:
Gelişmiş Arama
ODTÜ AAT Gokyuzu.org Ana Sayfası
10056
Mesaj
771
Konu Gönderen:
627
Üye
Son üye:
ozan1999
ODTÜ AAT Forum
Gökbilim
Gökbilim Sorularınız-Gökbilim Eğitimi-Gökbilim Kaynakları
MEVSİMLERİN OLUŞUMU
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« önceki
sonraki »
Sayfa:
1
2
[
3
]
4
Gönderen
Konu: MEVSİMLERİN OLUŞUMU (Okunma Sayısı 8983 defa)
mert8
Ziyaretçi
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #40 :
05 Kasım 2010 20:22:46 »
Sayın Hocam
05.11.2010
aşağıda, bilimsel bir konuda yapılan tartışma ODTÜ AAT Forum adresindedir. konu, mevsimlerin oluşumudur. . .
1) Sedat CANLI ( Ynt: Kutup Yıldızı « Yanıtla #1 : 23 Nisan 2007 01:20:52 » )
http://forum.gokyuzu.org/index.php
//--- Büyükayı takımyıldızı gökyüzünde tanımlanması en kolay takımyıldızdır. Büyükkepçeyi her zaman gökyüzünden görebiliriz. Kutupyıldızı ise bilindiğinin aksine parlak olmayan bir yıldızdır. Kutupyıldızını bulmak için büyükkepçenin son iki yıldızını kullanırız. Şöyle ki son iki yıldızdan kepçenin içine doğru 5 kat gidersek kutup yıldızına ulaşırız. ---//
2) Gökhan ( Ynt: Ay'dan bakınca dünyanın döndüğü görüldü mü? « Yanıtla #2 : 11 Eylül 2009 01:17:51 » )
//--- Ay'a giden astronotlar, orada yüzeyde bulundukları sürece Dünya'yı her zaman görmüşlerdir. Hepsi Dünya'yı yarım olarak görmüşlerdir.Yani Ay'daki astronotlara göre Dünya bir iç gezegen gibidir. Nasılki biz bizden daha içerideki iki gezegeni Venüs ve Merkür'ü hep evrelerinde görürüz, yani hiçbir zaman tam bir disk gibi göremeyiz. Astronotlarda Dünya'yı tam bir yuvarlak halinde göremezler.
Ay'a giden astronotların hepsi Dünya'nın fırıl fırıl döndüğünü göremediler.....göremezlerde..... hatta bir tam tur attığını dahi göremediler. Ama onlar oradayken Dünya belli bir miktar döndü. Şöyleki ; eğer bir astronot Ay modülünden indiği zaman Dünya'ya baksaydı ve farzedelimki Amerika kıtasının bir kenarı görünüyor olsaydı, Daha sonra Astronotun görevi bitip tekrar modüle bineceği zaman tekrar Dünya'ya doğru baksaydı bu sefer Amerika kıtasının tamamını görebiliyor olacaktı. Yani Dünya onlara sadece Amerika kıtasını gösterecek kadar dönmüş oldu. Bunun sebeplerinden biride astronotların yüzeyde kalmak için çok vakitleri yoktu, orada en fazla kalanlar 4-5 saat kaldılar. ---//
3) İlker Doğan ( Ynt: ay yüzeyi neden aynı gözükür « Yanıtla #5 : 02 Ocak 2010 19:59:27 » )
//--- Bunu şu şekilde deneyebilirsiniz. Ortada duran bir arkadaşınızın etrafında yüzünüzü hep ona dönük olacak şekilde hareket edin. Başladığınız noktaya geldiğinizde hem onun çevresinde hem de kendi etrafınızda bir tur atmış olursunuz. Ayın da dünya etrafında yaptığı hareket buna benzer bir harekettir. Aslında tamamen eş zamanlı bir dönüş değildir, ayın görünen kısmında çok ufak değişiklikler olur ama bu çok dikkate değer bir değişim olmadığından hep aynı kesitini görüyoruz diyebiliriz. ---//
seco ( Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU « Yanıtla #38 : 22 Ekim 2010 02:15:16 » ) //---
4) 1. Kutup yıldızı günün her saati yılın her mevsimi kuzey ufkundan belirli bir açıda yükselmiş olarak durur. Gündüzleri gözleyemesek de pozisyonu gece-gündüz, yaz kış aynıdır. Ufka veya tepeye yaklaşmaz. Daha batıya veya doguya gitmez. Kazık çakmış gibi durur. "Demir kazık" denmesinin sebebi de budur sanırım. Deneyini yapmak 1 yıl kadar uzun bir zaman alacagından forumda çokca bahsedilen "Stalerium" programında "Polaris"'i seçip kuzey ufkunun da göründüğü bir kadrajla zamanı hızlandırmak anlamaya yardımcı olacatır. Ama "illede deneyini yapacam" diyene bol sabır diliyorum
5) 2. Ay'ın hareketiyle Dünya'nın hareketi birbiriyle kıyaslanamaz. Birçok açıdan farklılıkları vardır.
6) 3.Ay kendi etrafındaki dönüşünü dünya etrefındaki dönüşüyle aynı sürede tamamlar. Dolayısı ile dünyadan baktıgımızda hep aynı yüzünü görürüz. Ancak Dünya dışından bakıldıgında ayın kendi etrafındaki dönüşü görülür.
7) 4. Biz gökyüzündeki cisimlerin sadece açısal yerdegistirmelerini algılayabiliriz . Açısal yerdegistirme = Zaman X Acısal Hız dır. Açısal hız ise cismin dogrusal hızı ile orantılı ve cismin uzaklıgı ile ters orantılıdır. Daha dogrusu:
Acısal Hız ~= Çizgisel Hız / Uzaklık
"Astronomik" hızlarların daha da "astronomik" uzaklıklara bölünmesi sonucunda elde edilen açısal hız cok küçük oldugu için bu cisimlerin acısal hareketlerini gözlemlememiz pek mümkün degildir. Açısal yerdegistirmenin farkedilebilir olması için bu küçük açısal hızların "astronomik" zamanlarla çarpılması gerekir. Belki bin degil ama yüzbin yıl sonra gökatlaslarını degistirmek gerekebilir
Bu temel bilgileri gecersek...
9) Anlayamadıgım bir konu var. Bilinen gercegin aksini söyleyen bir teori mi var? Bu teorinin adı "Bir" teorisi mi? Böyle bir teori varsa gerçekten merak ettim. Bir linki verilirse sevinirim. Gündüzlerin süresinin degisimini nasıl açıklıyor acaba. ---//
10) Nükleer Kedi ( Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU « Yanıtla #39 : Dün 01:45:37 » )
//--- Aslında Kutup Yıldızı da pek sabit sayılmaz. 1/3 derece kadar eksenin dışarısında bulunuyor. Bu da yaklaşık 5,5 saatlik pozda rahatça görülebiliyor. ---//
11) Eksen Eğikliği ile İlgili Bazı Temel Bilgiler, D. Doğu ATEŞ, Ankara Lisesi Coğrafya Öğretmeni
http://www.cografya.biz/index.php?ind=reviews&op=entry_view&iden=267
//--- Öyleyse Güneşin de çabasına rağmen neden Dünyanın ekseni eğik? Bu konuda ortaya atılan iki temel görüş vardır.
1. İlk görüşe göre Dünya oluşumu sırasında asli konumunu bu şekilde kazanmıştır.Yani büyük patlamayla birlikte uzay boşluğuna savrulan Dünya, savrulma şekli, çekim etkenleri, kütlesi ve kimyasal bileşimi nedeniyle eğik durmakta ve bu duruşunda ısrarcı olmaktadır.
2. İkinci görüşe göre Dünyanın oluşum evresinde öncelikle Güneş çevresindeki gazlar yoğunlaşarak gezegenleri oluşturmuştur. 4 milyar yıl önce gezegenler küçük gaz parçalarının bir araya gelerek yoğunlaşmasıyla oluşmaya başlamış, bu parçalar giderek yörüngelerindeki bütün diğer küçük parçaları da bünyelerine katmışlardır. Ancak giderek büyüyen ve çekim gücü artan bu ilksel kütleler, yörüngelerindeki diğer unsurları (planetesimal) kendilerine çekmişler, birleşmeler ise büyük çarpışmalar şeklinde gerçekleşmiştir. Günümüzde de gezegenlerin yüzeyinde gözlenen dev kraterler bu birleşmelerin sonucunda ortaya çıkmıştır. Atmosfer, yağmur, rüzgar gibi dış kuvvetleri olmayan gezegenlerde bu kraterler hala bol miktarda görülmektedir.
“Gezegenleri meydana getiren unsurlar (planetesimaller) farklı boyutlardaydı. Bu nedenle birleşmeler sırasında yaşanan çarpışmalar hem yörünge de hem de dönüş ekseninde bozulmalara yol açmıştır. İste bu nedenle her gezegenin dönme ekseninin eğimi farklı farklıdır. Özellikle Uranüs ve Pluto'nun dönme eksenleri yörünge düzlemlerinin içinde kalır, yani 90 derece civarlarındadır. Venüs daha da ilginçtir, diğer gezegenlere göre ekseni etrafında ters döner. Bunu açıklamak için gökbilimciler Venüs’ün oluşurken çok büyük bir cisimle çarpıştığını ileri sürerek modelleyebilirler, çünkü başka bir açıklama yoktur. (Altı çizili bölümler Prof. Dr. Ethem DERMAN’a (
derman@ankara.edu.tr
) aittir. Bu kuram ise Wyoming üniversitesi öğretim üyesi Scott J. Badham’a aittir.)” ---//
----------------------------------------------------------
Logged
mert8
Ziyaretçi
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #41 :
05 Kasım 2010 20:25:38 »
----------------------------------------------------------
(
) için. . . bilgilendirme ve sabrınız için teşekkürler. bilgileniyorum. ama, sanırım her şey karşılıklı, yani ben de sizi bilgilendireceğim, inşallah. . .
(1)), (4)), (7)) ve (10)) a istinaden. . . yine affınıza sığınarak, her inceleme veya kullanımda kutup yıldızı baz alındığından,,, Ursa Major'ün yani Büyükayı takımyıldızı nın en parlak yıldızları Dubhe ve Merak'tır (Vikipedi). Ölçümlemelerde baz olarak Polaris yerine Dubhe kullanılsa daha iyi ve kolay olmaz mı. hem karış veya 5 kat hesabı da yapmazsınız. . .
(2)), (3)), (5)), (6)) için. . . doğru, dünya hem, güneş etrafında döner iken kendi etrafında bir tur atmış oluyor, hem de bu arada kendi ekseni etrafında dönüyor. ay ise hem dünya etrafında döner iken bir tur atmış oluyor, hem dünya ile beraber güneş etrafında döner iken değişik bir tur daha atmış oluyor, bunlar tabii ki dünya ile aynı değil, hem dünya hem de ay ın olayları bildiğimiz gravitasyon kuvvetiyle oluşuyor ama gelin görün ki ay kendi ekseni etrafında dönmüyor. . .
şimdi bana diyeceksiniz ki, . . //--- bu söylediğini biz zaten biliyorduk ---// tamam ben de itiraz etmiyorum zaten biliyorsunuzdur ama arada fark var. sizin bu bildiğinizi, ilk önce ben söylüyorum - söyledim. . .
//---¬ AY KENDİ EKSENİ ETRAFINDA DÖNMÜYOR ---// ben bu cümleyi hiçbir yerde ne gördüm ne de duydum. halbuki gerçek budur ve ortadadır. --ay kendi etrafında dönmüyor- bu cümleyi telaffuz etmek o kadar korkunç mu. . . yoksa getirisinden mi korkulmakta. yani nedeni veya sonucu sorulursa cevap verilememekten mi korkuluyor. . . dönmeme nedenini yani cevabı az ileride anlatacağım, tabii ki Bir Teorisi getirileri sonucu ile, sabır. . .
şimdi gelelim işin özüne, yani konumuza. . . inşallah ne demek istediğimi anlatabilirim.
ay, dünyanın gravitasyon kuvveti ile çekilmektedir ve dünyanın etrafında dönmektedir. diyelim ki bir ay ayının başındayız, yani ay ayının 1 i ve diyelim ki ay dünyaya bakan yüzü ile dünyanın sağında. şimdi zaman geçti ve ay ayının yarısı geçti ve ay yine dünyaya bakan yüzü ile bu sefer dünyanın solunda, dünyanın neresinden bakarsanız bakın, ay bize ne zaman görünür ise, hep aynı yüzü ile gözükmektedir. . .. (umarım tanımlamada bir sorun yoktur) benim tanımlamak istediğim, ele almak istediğim ay ın bu dolanım süresince ki duruş şekli. tamam ay dünya tarafından gravtasyon ile çekilmekte ama ayın dolanımı süresince sürekli olarak bir tarafının dünyaya bakma sebebi ne. . . benim şu anki ilgim bu sorunun cevabını vermek değil, sadece bu sonucu kullanmak.
ay, dünya etrafında dolanımı süresince, fiziksel bir sebepten ötürü kendi ekseni etrafında dönmemekte, bir yüzü hep dünyaya bakmaktadır. . .
(11)) için. . . //--- 1. İlk görüşe göre Dünya oluşumu sırasında asli konumunu bu şekilde kazanmıştır. Yani büyük patlamayla birlikte uzay boşluğuna savrulan (tanım yanlış. . . mehmet rende) Dünya, savrulma şekli, çekim etkenleri, kütlesi ve kimyasal bileşimi nedeniyle eğik durmakta ve bu duruşunda ısrarcı olmaktadır. ---// dünya-gravitasyon-ay ilişkisinde nasıl ki //--- ay fiziksel bir sebepten ötürü dolanımı süresince bir yüzü hep dünyaya bakmaktadır. . . ---// oluyor ise, aynı fiziksel sebepten ötürü, güneş- gravitasyon-dünya ilişkisindede //--- Dünya, . . ., nedeniyle eğik durmakta ve bu duruşunda ısrarcı olmaktadır. ---//
sonuçta. . . nasıl ki ay, kendi ay başında sağ tarafta dünyaya bir yüzü ile bakıyor ise ve ay ortasında da dünyanın sol tarafında, arkasını veya başka bir yüzünü dönmeyerek yine aynı yüzünü dünyaya göstermekte ve bunu belirli bir fiziksel nedenden ötürü yapıyor ise. . . dünya da aynı fiziksel nedenden ötürü
/ /
DünyaEkseni/Yaz Güneş DünyaEkseni/Kış
gibi olarak değil de, gerçekte - doğrusu ve, yorum veya teori olarak Bir Teorisi nin getirisinin sonucu olan
/ \
DünyaEkseni/Yaz Güneş DünyaEkseni/Kış
elde edilmektedir. sonucu yorumlarsam. . . yazın dünyanın kuzey yarım küresi güneşe güney yarım küreden daha yakın iken/oluyorsa kışın da kuzey yarım küre güney yarım küreden daha yakındır/olur.
değişik bir yorum. . . dünya, bilinen, yaklaşık olarak 25765 yıllık presesyon hareketini, gerçeğe ve Bir Teorisine göre, bir yılda tamamlar ve her sene tekrarlar.
http://ti.arc.nasa.gov/m/tech/rse/classroom/amphionEd/SEASONS/images/seasons0001.avi
animasyonu, gerçekteki ve Bir Teorisinin getirisinin sonucu olan, dünyanın yıllık hareketinin bir gösterimidir.
bilmem meramımı anlatabildim mi. . . cevap evet ise, ne ala. . . eee şimdi mevsimlerin oluşumunu nasıl anlatıp izah edebileceğiz. . . peki, mevsimlerden önce, dünya hangi fiziksel sebepten ötürü bu duruşunda ısrarcı olmaktadır. . . az sonra, inşaallah. . .
(9)) için. . . //--- Bilinen gercegin aksini söyleyen bir teori mi var? Bu teorinin adı "Bir" teorisi mi? ---// çok güzel tanımlanmış. . . evet bilinen gerçeğin aksini söyleyen bir teori var. bu teorinin adı Bir Teorisi.
• madem ki, 28 Ekim 2010 perşembe günü [AAT] Gezegenler Tarihi Semineri niz var (ben Antakya dayım, yerim uzak), sizlere Bir Teorisi nin getirilerinin sonuçlarından ilgilendiğiniz ve ilgileneceğiniz kısımlardan biraz bilgi aktarayım. arkadaşlarınız ve hocalarınız ile paylaşırsanız sevinirim. gerçi bu yazıyı hocanız Prof. Dr. Ethem DERMAN’a ve benim memleketten hocalarıma ileteceğim, ama. . . (tüh, seminer iptal edilmiş. . . ama olsun benim için daha iyi, çünkü yazıyı yetiştiremeyeceğim. . .) gerçi başka konulardan da ufak tefek kırıntılar var, ama idare edin. . .
anlatacaklarım - yorumlarım, Bir Teorisi getirisi ve sonuçlarına göredir. . .
a) Bir Teorisine göre - - - kendi ekseni etrafında dönmeyen yıldız, gezegen veya uyduların çekirdekleri yoktur - - -
önce Dünya uydusu olan Ay ı ele alıyorum. yukarıdaki tartışmalar sonucunda ---ay kendi ekseni etrafında dönmüyor--- sonucu çıkarttım, sizin ile hemfikir isek devam edelim. . .
evet, ay kendi ekseni etrafında dönmüyor ve Bir Teorisine göre de çekirdeği yok. peki, ayın dünya etrafındaki dönüşü sırasında sürekli olarak dünyaya bakma sebebi ne. . . cevap. . .
uydumuz ay, dünyanın uydusu olmadan önce veya olduktan sonra, demir cevheri ve titanyum ile zengin meteorlar ile çarpışarak bombalanmıştır. genelde ayın belli bir kısmında olan bu çarpışmalar sonucu ay, sanki başınızın üzerinde bir ipe bağlı olarak çevirdiğiniz, bir tarafı/yüzü hep size bakmakta olan, bir taşa benzer. meteorlarda işte bize bakan bu yüze ve arka yüzünün güney yarım küresinin alt kısmına çarpmışlardır. dünyanın gravitasyonuda, kütlesel yoğunluk olarak daha fazla olan ayın bu yüzünü çekmektedir. ayın kütle merkezinin tam ortada değilde dünyaya daha yakın bir yerde olma sebebi budur. ayın dünyaya bakan yüzünde ay çekiminin arka yüzünden daha fazla olma sebebi de budur.
b) Bir Teorisine göre - - - kendi eksenleri etrafında dönen yıldız, gezegen veya uyduların 2 çekirdekleri (istisnalar hariç) vardır - - -
ve ayrıca aşağıdaki yazıya sırtımı dayıyorum. . .
-----------------------------------------------------------------------------
Dünya’nın Bir Değil İki Çekirdeği Var
ABD’nin Kentucy eyaletindeki Murray State Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Haluk Çetin ve Fügen Özkırım, Dünya’nın tek değil, çift çekirdekli olabileceğini öne sürdü. ABD basınına göre, yeni kuram, gezegenimizin nasıl sıcak kaldığını ve tektonik plakaların hareketini daha iyi açıklayabilir.
ABD’nin Kentucy eyaletindeki Murray State Universitesi’nde görev yapan iki Türk bilim insanı Prof. Haluk Çetin ve Fügen Özkırım, Dünya’ya 4.45 milyar yıl önce çarptığı ve kalkan tozla Ay’ın da oluşumuna neden olduğu kabul edilen Mars büyüklüğündeki gök cisminden yola çıktı.
Kuramlarını San Francisco’da geçen ay yapılan Amerikan Jeoloji Birliği toplantısında sunan Türk uzmanlara göre, bu gök cisminin çekirdeği, çarpışma sırasında kaybolmayıp Dünya’nın merkezine gömüldü. Şimdi iki çekirdek, ya yapışık olarak ya da birbirlerine çok yakın bir pozisyonda Dünya’nın merkezinde yer alıyor. Çekirdekler, birbirine zıt yönlerde dönüyorlar.
Discovery News’a konuşan Prof. Çetin, "Elimizde henüz somut bir kanıt yok. İkinci çekirdeğin varlığından yüzde yüz emin olduğumuzu söylemiyoruz" dedi. Buna karşın, yeni varsayım, depremleri yaratan tektonik plakalardaki hareketleri ve gezegenin hesaplanandan daha yavaş soğumasını açıklıyor. Geçen yıl yayınlanan bir araştırma da, sismik dalgaların demir çekirdek üstündeki yayılımına göre çekirdeğin iki farklı bölgeden oluştuğunu kanıtlamıştı.
Prof. Çetin, "Varsayımımız doğruysa, bildiğimiz tüm Dünya modelleri değişecek" dedi. Diğer bilim insanları, elde yeterince delil olmadığını belirterek, "çift çekirdek" fikrine mesafeli yaklaşıyorlar. Dünya çekirdeği üzerinde deneysel araştırmalar yapmak fiziksel nedenlerle çok zor olduğu için, kimin haklı olduğunu delillerle ispatlamak zaman alacak.
http://www.hurriyet.com.tr/_np/3772/7103772.jpg
" rel="no follow"> Ocak 2009
-----------------------------------------------------------------------------
Logged
mert8
Ziyaretçi
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #42 :
05 Kasım 2010 20:26:29 »
-----------------------------------------------------------------------------
içi su dolu bir lavabo veya herhangi bir kap ın içerisindeki su alttan bir delikten boşaltılmaya başladığı zaman su belirli bir tarafa, sağa dönmeye başlayarak aşağı doğru akmaya başlar. bu işi güney yarım kürede yaparsanız su ters tarafa dönerek boşalır. bu işlemi belki hergün evinizde görüyor, yapıyorsunuzdur, belki tv de de izlemişsinizdir, ekvator bölgesinde, hemen çizginin üzerinde, sağında ve solunda veya önünde ve arkasında,,, boşalan bir suyun nasıl hareket ettiğini. . . nedenini merak etmişsinizdir hep. . . fiziksel nedenini. . . fiziksel nedenini gözünüzün önünde canlandıramıyordunuz. . . şimdi öğrenmiş oldunuz işte. . .
yukarıda da belirtildiği gibi ve ek olarak, iki çekirdek birbirlerine sıfır mesafede, merkezde ve birbirlerine zıt yönlerde dönüyorlar. . .
değişik veya yeni birşey belirtmedim mi. . . geliyor. . . bilgiler bölük pörçük olacak ama idare ediverin lütfen. . .
güneş sistemimizi ele alalım. . .
yine, (11)) //--- Eksen Eğikliği ile İlgili Bazı Temel Bilgiler ---// den
//--- Diğer Gezegenlerde Eksen Eğikliği Var Mıdır?
Evet vardır. Örneğin ayın eksen eğikliği 6º dir.
Gezegen Eksen Eğikliği(°)
Merkür 0,1
Venus 177,36 (Ters dönüş)
Dünya 23.439
Mars 25.19
Jupiter 3.13
Satürn 26.73
Uranüs 97.77 (ters dönüş)
Neptun 28.32
Pluton 119.61 ---//
görülebileceği gibi, bütün gezegenlerin eksen eğikliği var, ve bu değerler 3 aşağı 5 yukarı, şu anda bildiğimiz değerlerdir. artı,,, bildiğimiz kadarı ile bütün gezegenler eksenleri etrafında dönüyorlar. (bence, Merkür ve Venüs gezegenleri kendi eksenleri etrafında dönmemektedir ve aynı dünya uydusu ay konumundadırlar. bunun için yapacağım yorumlara Merkür ve Venüs gezegenleri dahil değildir. . . ) ve Bir Teorisine göre, hepsinin iki çekirdeği var.
bu arada belirtmeyi unuttum. . .güneş te bir yıldızdır ve oda kendi ekseni etrafında dönmektedir, ve yine Bir Teorisine göre, demek ki, güneşin de iki çekirdeği vardır. . .
yine yukarıda da tanımladığım üzere bu çekirdekler bulundukları kütlenin ortasında yer alırlar ve ikiside birbirine sıfır mesafede ve birbirlerine zıt yönlerde dönerler. . .
ayrıca şunu da belirtmek istiyorum. . . bu çekirdeklerin oluştuğu madde hepsinde aynıdır, ama bu madde ne demir ne bakır ne de gümüştür. . . bu madde, maddenin dördüncü hali olarak bildiğimiz PLAZMA dır. . . plazma nedir. . . elektron, proton, müon, foton, nötron, nükleon, mezon, lepton, kuark, gulon, bozon, graviton, baryon, higgs, . . ., kuantum dan bildiğiniz parçacıkların birleşmiş daha doğrusu biraraya toplanmış halidir . . ., bakın burada atom ve çekirdekten veya yörüngeden bahsetmedim, çünkü bunlar plazmada olamazalar. bu nedenle plazma elektriği ve ısıyı iletmez. . . ve ayrıca bu nedenden ötürü plazma bir parçacık yığınıdır, sürekli hareket halindedirler ve asla ama asla plazma bir gaz olamaz ve ve ve ve ısıyı iletmediği için asla ve asla milyon veya milyar dereceler değil (
http://www.yildiz.edu.tr/~okincay/dersnotu/gun-bir.pdf
sf
, 0 K derece bile bir ısısı olamaz, çünkü orada sıcaklık veya ısı kavramı yoktur. . . (bütün gezegenler, güneşler ve yıldızların çekirdeklerine atıfta bulunuyorum. . .)
yani demek istiyorum ki, güneşimizin merkezindeki,,, değilde, çekirdekten hemen sonraki bölgede sıcaklık, benim evimdeki buzdolabının buzluğundan kat be kat daha soğuktur. . . müsaadeniz olur ise bu konuyu da, en sonda, biraz irdelemek istiyorum. gezegenler ile işimiz bittikten sonra. . .
durun ya, hemen dellenmeyin. . . işin doğrusu bu. . . Bir Teorisi getirileride bunun büyle olacağını söylüyor. . . inanmasanız bile silip atmayın, aklınızın bir köşesinde kalsın. zamanı gelince //--- Allah Allah ben bunu bir yerde okumuştum ---// dersiniz. . .
şimdi konumuza geri dönelim, yani sizi bilgilendirmeye devam. . . eksen eğikliğinin nedenini vereceğim. . .
merkezde ve en büyük olduğu için güneşten başlayalım, doğrusu, güneşi baz alalım, diğerlerini buna benzeteceğiz. . .
güneş kendi etrafında dönmekte ve teorimiz Bir Teorisi gereği, iki çekirdeği bulunmakta ve bu çekirdekler merkezde, birbirlerine sıfır mesafade ve zıt yönlerde dönmekteler. şimdi, bu iki çekirdekten herhangi birisi diğerinden büyüktür ve bu büyük olan çekirdek hangi tarafa dönüyorsa güneş te genel olarak yani kütlesel olarak o yönde dönmektedir. . . bütün gezegenlerde de durum aynıdır. . .
şimdi, diyelim ki güneşin çekirdekleri altlı üstlü olsun, yani çekirdeklerden biri güneyde ve diğeride kuzeyde olsun ve diyelim ki güney çekirdeği daha büyük ve sağa doğru dönmekte. . . tabii, bunun normal sonucu olarakta güneş bir bütün olarak sağa dönmektedir. (gerçekte, şu an hangi tarafa dönmektedir, bilmiyorum. beynim sulandı. inşallah doğrudur, değilse bile --- diyelim ki --- ler ile uğraştığımızdan, sonra düzeltilir. . .) aynı kural bütün gezegenler için de aynıdır. yani hangi çekirdek daha büyük ise ve hangi tarafa dönüyorsa gezegen o tarafa dönüyor demektir. . .
şimdi, sıra geldi güneş ile dünyayı baz almaya. . . yukarılarda, mevsim davasını işler iken, dünyanın eksen yönünü vermiştim, (tabii bu da diyelim ki davası, doğrusunu sizler bileceksiniz) bunun için güneşin çekirdek yönlerinde ayarlama gerekebilir. . . devam edelim. . .
( şekiller yollayacağım e-mail veya yazılarda çıkmamaktadır, başka türlüsü nü bilmediğim ve aklıma gelmediğinden şekilleri hemen altındaki adreslerinden indirebilirsiniz. . . )
Güneş
(
http://www.facebook.com/#
!/photo.php?fbid=459783549642&set=a.459783544642.254449.594984642&pid=5392317&id=594984642 )
evet, ayarlama yapmak gerekti. şekilde-çizimde, sağa bakan alttaki büyük ok güneşin güney çekirdeği, diğer sola bakan üstteki küçük ok ta kuzey çekirdeği olsun. ayarlama sonucu, güneşin güney çekirdeği büyük olmalıydı, yaptım ve çekirdek sağa dönüyor. şimdi sıra dünyaya geldi ki, bunu anlatmadan önce bildiğimiz bazı bilimsel gerçekleri hatırlatmalıyım. . . burada güney çekirdeği daha büyük ve sağa dönmekte ve dolayısı ile güneş sağa dönmektedir. . .
bildiğiniz gibi, güneşin veya dünyanın magnetik alanları çizilir-resmedilir iken hep mıknatıs usülü kullanılır. yani alanlar kuzey kutuptan geçer, güney kutuptan çıkar. doğrusu ve gerçeğide budur, manyetizma böyle çalışır, giriş ve çıkışlar vardır, aynı kutuplar birbirini iter, zıt kutuplarda birbirini çeker. bildiğiniz şeyler.
Bir Teorisi de diyor ki gravitasyonda aynı sistemle çalışır, daha doğrusu gravitasyon da manyetizma ile çalışır. manyetik kuvveti oluşturan parçacık ne ise gravite kuvvetini yapanda aynı parçacıktır. durun hemen itiraz etmeyin. sonucu görün de öyle konuşun. . . hem sizin gravitasyonu veya eksen eğriliğini veya veya ayın kendi ekseni etrafında dönmeyip te niçin her zaman için bize bir yüzü ile baktığını anlatabileceğiniz herhangi bir teziniz varsa, buyrun dinliyorum. . . eğer yoksa, lütfen emeğe saygı. . .
devam ediyorum. . . güneşin etrafında dönen bir gezegenin hızı, tabii kütlesi de işin içinde, ne güneşin çekim gücüne yenilip güneşe düşecek kadar yavaş (V1), nede güneşin çekim gücünü yenip uzaya savrulacak kadar büyük (V2) olmamalıdır. bu ikisi yani V1 ve V2 arasındaki fark bu gezegenin yörüngesindeki durumunu-farklılığı-oynamayı verir, yörüngesinin elips olmasını ve büyüklüğünü sağlar. . .
şimdi, dünyayı da hesaba katalım ve yorumlayalım. . .
Dünya Ekseni
Güneş Dünya
(
http://www.facebook.com/#
!/photo.php?fbid=459783744642&set=a.459783544642.254449.594984642&pid=5392323&id=594984642 )
burada, mevsim tezimdeki dünya ile uyuşabilmek için güneş ve dünya çekirdekleri ayarlandı ve hemen yukarıdaki sonuç çıktı. . . dünyanın kuzey çekirdeği büyük ve sağa dönmekte dolayısı ile dünyada sağa dönmekte. . . okların büyüklüğü yani uzunlukları güney ve kuzey çekirdeklerinin birbirlerine göre büyüklüklerini vermektedir. . .
eksen eğikliği için. . .nasıl ki aynı kutuplar birbirini iter farklılar birbirini çeker, kuralı burada da işliyor. . . burada güneş ve dünyanın çekirdek konumları böyle olmalı, yoksa güneş dünyayı iterdi, çekmezdi. . . güneşin sola dönen kuzey çekirdeği dünyanın sağa dönen kuzey çekirdeğini çekmekte. aynı şekilde, güneşin sağa dönen güney çekirdeği, dünyanın sola dönen güney çekirdeğini çekmektedir. fakat dünya, uzaydaki, ne güneşe düşecek kadar yavaş olmayan ve ne de güneşten kaçacak kadar çok olmayan hızından dolayı dünya güneşin etrafında döner, ama, lakin, fakat dünyanın kuzey çekirdeği güneydekinden daha büyük olduğundan, kuzey kısım güneyden, güneş tarafından daha çok çekilecektir, işte bu neden ile dünyanın kuzey kısmı, kuzey yarım küresi, kuzey kutbu güneşe doğru biraz kayar ve dünya bu kayma sonucu ile bir eksen eğikliğine sahip olarak milyarlarca yıl güneşin etrafında döner. kuzey ve güney çekirdeklerinin konumu (istisnalar harici) zırt pırt değişmeyeceği ve hep sabit kalacağı için yazın kuzey kutbu güneşe eğik, daha yakın ise kışın da kuzey kutbu güneşe daha yakın olacaktır ve bu hep böyle sürecektir. . .
eee, peki mevsimler nasıl oluşuyor ve günlerin uzayıp kısalması. . . o da başka bir yazımda. . . inşallah. . .
şimdi, güneş ve dünya için sonucu alalım. . .
YAZ KIŞ
Dünya Güneş Dünya
(
http://www.facebook.com/#
!/photo.php?fbid=459783834642&set=a.459783544642.254449.594984642 )
bu arada, eksen eğikliği sırf çekirdeklerin büyüklüğünün kıyaslamasına bağlı değildir. uzayda bulunan bir kütle, bildiğiniz gibi, sadece çekirdekten oluşmaz, mağması vardır, madenleri, taşı, toprağı, sıvıları ve gazlarıda vardır. burada çekirdekten ayrı, yukarıda da ayın sürekli olarak dünyaya bakma nedeninde olduğu gibi, kütlede bulunan yoğunluğu çok olan maddenin-malzemenin nerede veya hangi kısımda bulunduğunada bağlıdır. bu da eksen eğikliğini etkiler. fakat asıl önemli olan çekirdektir ve konumuz budur. . . merkür, venüs ve ay daki eksen eğikliği buradan çözümlenir. ancak, ay daki meteor bombardımanı aynı bölgeye olmuş, merkür ve venüs de, gezegenlerin değişik bölgelerine olmuştur. bunun içindir ki bu iki gezegen, meteorların çarpması sonucu, gezegenler kendi eksenleri etrafında dönmek için, bir biçimde, hareket almış ve, kendi yıllarında ve kendi eksenleri etrafında sadece, neredeyse-yaklaşık, bir tur atmaktadırlar.
şimdi, sıra geldi, diğer gezegenlerin eksen eğikliklerinin oluşturulasına. . .
Gezegen Eksen Eğikliği(°)
Merkür 0,1
Venus 177,36 (Ters dönüş)
Dünya 23.439
Mars 25.19
Jupiter 3.13
Satürn 26.73
Uranüs 97.77 (ters dönüş)
Neptun 28.32
Pluton 119.61
yukarılarda ihtiyaç hissetmediğim için belirtmemiştim, ama şimdi gerekli. . . Merkür ve Venüs kendi eksenleri etrafında dönmedikleri için ve Bir Teorisi getirisi gereği çekirdeğe sahip değildirler. . . ayrıca, 2006’da ayında Plüto gezegen sıfatını kaybetti, benim için sorun yok genede eksenel eğikliğini gösterelim. . .
Güneş Dünya Mars Jüpiter Satürn
Uranus Neptün Plüton
(
http://www.facebook.com/#
!/photo.php?fbid=459783924642&set=a.459783544642.254449.594984642&pid=5392328&id=594984642 )
bilmiyorum, manyetizma ile gravitasyon birbirine uyabildi mi. . .
--------------------------------------------------------------
Logged
mert8
Ziyaretçi
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #43 :
05 Kasım 2010 20:27:37 »
--------------------------------------------------------------
şimdi gelelim, güneşin içinin neden buzluğumdan da daha soğuk olması konusuna. . .
bilim yuvalarından ve özel sektörden yazılar ile. . . burada - - - sözüm meclisten dışarı - - - dır, ile hiç bir kuruluş veya şahsı hedef almadığımı, bilimin genelinde böyle olduğunu düşündüğümü belirtmek isterim. . .
Bir Teorisi getirileri diyor ki. . . basınç ve enerji, soğuk (rengi mavi) ile doğru orantılı ve sıcak (rengi kırmızı) ile ters orantılıdır. . .
1) Radyasyonun Biyofiziksel Özellikleri Sf 33
http://www.ctf.edu.tr/anabilimdallari/pdf/97/Radyasyon.ppt
Elektromanyetik spektrum içindeki ışımalar: Type of Radiation
(elektromagnetik sperktrum ve çeşitli özellikleri. . . mehmet rende)
2) Siyah Cisim Işıması (TÜBİTAK - Bilim ve Teknik Dergisi - Vural Altın)
1800 yılında İngiliz astronomu William Herschel, siyaha boyalı bir termometreyi, güneş ışınlarını prizmadan geçirerek elde ettiği tayf üzerinde gezdirdi. Termometredeki ısınma, görülebilir ışığın sınırını oluşturan kırmızıya doğru ilerledikçe artıyordu. Bu beklemediği durum karşısında şaşırmıştı. Termometreyi kırmızının da ötesindeki karanlık bölgeye götürdüğünde, gösterdiği sıcaklık artmaya devam etmişti. Hatta en yüksek sıcaklık, kırmızının bir hayli ötesinde, ‘kırmızı altı’ denilen bölgedeydi. Demek ki güneş, en yoğun ışımasını kırmızı altı bölgede yapıyordu. . .
( ( ( - - - hayır, efendim hayır. . . --- güneş, en yoğun ışımasını kırmızı altı bölgede yapıyordu --- cümlesi doğru değil. . . bu bilimadamının ölçebildiği, uzaydaki etkilerden, atmosferin geçirgenliğinden, havadaki atomların etkilerinden arta kalmış güneş ışınlarının laboratuar ortamında ölçebildiği değeridir. . . güneş 5000 - 6000 derece K lik yüzey sıcaklığı ile her türlü ışımayı yapmaktadır. . . --- güneş, bize yetişebilen, en yoğun ışımasını kırmızı altı bölgede yapıyordu --- denilebilirdi. . . mehmet rende - - - ) ) )
3) Uzaktan Algılama Sf 5-6-7
http://jeodezi.karaelmas.edu.tr/linkler/akademik/marangoz/marangoz_files/DersNotlari/UZALG/UZAL_02B.pdf
Sf 5 -- 1800’lü yıllarda ingiliz astronom William Herschel bir prizma kullanarak güneş ışığının çeşitli renklere ayrıştığını, karartılmış bir termometreyi renk spektrumuna tuttuğunda her spektrumda ısının değiştiğini gözlemiştir. Aynı zamanda Herschel maksimum ısınmanın kızıl ötesi olarak adlandırılan bölgede yani kırmızıda olduğunu bulmuştur. *
Güneş uzaktan algılamada temel elektromanyetik ışınım kaynağıdır. Mutlak sıfırın (oK=-273 oC) üzerindeki her cisim az yada çok elektromanyetik dalga yayınlar
*http://www.electro-optical.com/bb_rad/bb_rad.htm
Sf 6 -- Elektromagnetik Spektrum resmi/şekli
Sf 7 -- Bir kara cisim tarafından yayınlanan maksimum radyasyon kara cisim ışıması olarak adlandırılır. Kara cisim ideal bir objedir (ışıma=1). Bu objenin radyasyonu ışıma ve soğurma özelliği idealdir. Kara cismin ışıması Planck yasası ile ifade edilir.*.
Sıcak bir cisim enerjiyi dalga boyunun yoğunluğunun değişimine bağlı olarak yayar. Işıma aralığı dalga boyunun tepe noktası kaynak ısı ile ilişkilidir. Bir cisim ısınmaya başladıkça dalga boyu kısalmaya başlar ve içerilen tüm enerji dışarıya verilir.
*http://www.electro-optical.com/bb_rad/bb_rad.htm
( ( ( - - - Sf 5 te - burada, ışıma ile ısınmadan ve bunun, maksimim ısınmanın uzun dalga boylarında olacağından bahsedilmiştir.
Sf 7 de - burada cismin ısınmasından bahsedilmiştir. fakat --- Bir cisim ısınmaya başladıkça dalga boyu kısalmaya başlar --- denmiştir, dalga boyu kısalan cismin enerjisi artar. . . buna karşılık Sf 5 te --- ısınma arttıkça dalga boyunun artacağı --- gibi denilerek,,, cismin enerjisinin azalması gerektiği yorumunu çıkarıyorum. . . bu ne garip çelişki. . . şimdi, bir cisim ısıtıldığında, enerjisi artar mı, azalır mı. . . daha bunu bilmiyoruz. . . mehmet rende - - - ) ) )
4) Kızıl Ötesi Isıtma Sf 1-2-3
http://www.ardo.com.tr/ardo_isitma_teknigi.pdf
Kızıl Ötesi Isı Işınımı: Giriş
Latincede” infra” ön eki “altında” anlamına gelmektedir. Dolayısıyla “infrared” sözcüğü görülebilir ışık spektrumunun kırmızı ucunun altında/ötesinde olan Gözümüzün görmediği bölgeye karşılık gelir.
1939’da İngiliz astronomi bilgini Sir William Hershel, görülebilir ışık spektrumunun ötesindeki kızıl ötesi ışınım enerjisinin varlığını keşfetmiştir. Вu bölgedeki ışık çıplak gözle görünmez.
Deneyler sırasında, Hershell güneş ışığının ısıtıcı etkileri üzerinde çalışmaya karar vermiştir. Bir spektrum oluşturmak amacıyla, güneş ışığını bir cam prizmadan geçirmiştir. Bir cam termometreyi spektrumun içinden geçirerek hareket ettirirken, mavi renkten başlayıp kırmızı ucuna doğru ve spektrumun ötesine ilerlemek suretiyle, çeşitli renklerin ısıtıcı etkisini ölçebilmiştir.
Henshell termometreyi, spektrumun kırmızı ucunun ötesine, yani hiçbir ışığın görünmediği yere doğru hareket ettirdiği zaman ısıtma etkisinin artmaya devam ettiğini saptamıştır, bu elektromanyetik spektrumun” kızıl ötesi” adı verilen yeni bir bölgesinin keşfedilmesine yol açmıştır. (yani, kırmızı ve yukarısı, sıcak ve yukarısı na karşılık gelmektedir. . .mehmet rende)
Kızıl Ötesi IŞIMA Nedir?
Kızıl ötesi ışıma 0,75 –1000 μm arası uzunluktaki elektromanyetik dalgalardan oluşmaktadır. Spektrumun bu kısmına görünür ışın ve mor ötesi ışınlar yerleştirilmiştir. Kızıl ötesi ışıma, bunların sahip olduklarından daha uzun olan bir dalga uzunluğuna sahiptir. Kızıl ötesi çoğunlukla görünür ışık alanınının ötesindedir. (Bakınız, Şekil, 1,1).
Dalga boyu ne kadar kısa olursa, ışıma o kadar yoğunlaşmış enerjiye sahip olur. Bu, mor ötesi ışımanın kızıl ötesi ışımadan daha yoğun enerji içerdiği anlamına gelir. (ve elektromanyetik spektruma bakarsanız bu, mor ötesi, yüksek enerjiye ve, genel renk olarak dersek, maviye ve soğuk a karşılık gelir. . . mehmet rende) Planck enerji düzeyinin frekansla doğru orantılı, dalga boyuyla ters orantılı olduğunu açıklamıştır. Bu açıklamayı şu şekilde formüle edebiliriz: E = h*f = h*c/λ
Burada: E : Enerji H : Planck sabiti F : Frekans C : Işık hızı
Mor ötesi : 0,01 – 0,38 Mμ
Görünür ışın : 0,38 – 0,75 Mμ
Kızıl ötesine yakın : 0,75 – 1,5 Mμ
Kızıl ötesi : 1,5 – 10 Mμ
En kızıl ötesi : 10 – 1000 Mμ
Belli sıcaklıktaki bir cisim titreşen atomlardan oluşmuştur. Titreşimin derecesi cismin sıcaklığı ile bağlantılıdır.
Cismi oluşturan atomlar, titreşim enerjisini transfer etmek suretiyle birbirleriyle ve çevreleriyle etkileşirler. Bu proseste atom enerjiyi absorbe eder (soğurur) ve onu titreşimde bir artışa dönüştürür veya alternatif olarak vibrasyonda azalmaya yol açacak şekilde o enerjiyi bırakır.
Bu proses, sadece enerji uygun bir biçimde verildiği zaman meydana gelebilir. Atomlar genellikle, enerjiyi diğer atomlar tarafından kolaylıkla alınabilecek şekilde (belli dalga boyunda) verirler. Isı transferi söz konusu olduğunda ışımanın dalga boyu bölgesi kızıl ötesi bölgedir (0,75 – 1000 μm). Bu, diğer dalga boylarında, örneğin mor ötesi ışıma ve-ya çok daha uç bir durum olan X – ışınları ve gama ışınımında, bir cismin niçin ısınmadığını veya en azından çok fazla ısınmadığını açıklar. (veya yüksek enerjinin neden soğuk olması gerektiğini açıklar. . . mehmet rende)
Kızıl ötesi ışınlar, bir yüzeyle temas ettiği zaman, enerji ısı biçiminde açığa çıkar. Bu enerji insanlar için zararlı değildir. Kızıl ötesinden farklı olarak diğer ışıma türleri (örneğin mor ötesi) , bir molekülü dönüştürebilen (kimyasal reaksiyon) enerji açığa çıkarabilirler.
( ( ( - - - ışıma türleri, parçacıklar, nasıl farklılaşırlar. . . 1/dalgaboyu (1), hızı (2), kütlesi (3), ve 1/genliği (4) ile. . . ( A - az, Ç - Çok ). . .
1-2-3-4 --Ç ise -gama ışını- ,,,
bu değerleri biraz azaltın (kombinasyon olabilir) ise -beta ışını- ,,,
biraz daha azaltın (kombinasyonları olabilir) ise -alfa ışını-, -X ışını ,,,
1-2-4 --Ç, 3 --çokA ise -kırmızı ışık- ,,,
1-(mesela, 2x, yani iki katı)2-4 --Ç, 3 --çokA ise -sarı ışık- ,,,
1-(3x)2-4 --Ç, 3 --çokA ise -mavi ışık- ,,,
1-2-4 --A, 3 --Ç ise -elektron-,,,
1-2-4 --çokA, 3 --çokÇ ise -çekirdek-,,, ,,,
değerler ile istediğiniz gibi oynayarak, istediğiniz parçacığı oluşturabilirsiniz. . . //--- hop hop hop, orada dur bakalım, bu parçacıkların hiçbiri aynı değil ki, sen nasıl olurda böyle birbirinden türetiyorsun - üretiyorsun. . . ---// diyebilirsiniz. . . ben de diyorum ki //--- evet, bunların hepsi aynı, hepsinin özü aynı, yani hepsi aynı maddeden yapılmışlardır, tek fark kütle, yani bu öz maddeden ne kadar, kaç tane olduğudur, hız genlik ve dalgaboyu, şu anda bu konu için, teferruat dır. . . sizler her yerde ve her zaman E = m.c2 yi kullanmıyormusunuz. burada kullandığınız değerler, birimler birbirlerine çevrilmiyorlar mı. . . birbirlerinden türetilmiyorlar mı. . . sorun nedir. . . bu formülde tek değişken kütleniz değil mi. . . bunun ile enerjiyi türetmiyormusunuz, bulmuyormusunuz. . . hem sizin fizik evreninizin hepsi, aynı fizik kurallarını kullanmıyor mu. . . maddeleriniz, aynı cins atomdan (laboratuarlarda üretilenler ile kaç çeşit atomunuz var ise. . .) oluşmuyorlar mı. . . bu çok çeşitli atomlarınız, aynı cins çekirdek ve elektronlarınızdan oluşmuyorlar mı. . . bu çekirdek ve elektronlarınız da aynı cins, daha küçük parçacıklardan oluşmuyorlar mı. . . bunlar da aynı cins daha küçük parçacıklardan oluşmuyorlar mı. . . daha devam edeyim mi. . . daha daha daha daha küçük, çok çok çok çok küçük parçacıkları da unutmadım. . . sizler, cern de ne yapıyorsunuz. . . tanrının parçacığını arıyorsunuz. . . bu parçacığı bulabilmek, elde edebilmek için ne veya neleri kullanıyorsunuz. . . hemen yukarıda tarifini yaptığım maddelerin, özel çeşitlerinin, yani işinize yarıyabileceklerin atomlarına veya parçacıklarına, başka çeşit maddenin parçacıkları ile, bunları özel mekanizmalarda hızlandırarak, çarpıştırıyor ve tanrı parçacığı higgs i bulmaya çalışıyorsunuz. . . . . . eee beyler nereye geldik. . . tabii ki benim söylediğime. . . bilim ne yaptığını bilmiyor. . . lütfen uyanın artık. . . mehmet rende - - - ) ) )
Dalga boyu, bize ışımanın türü hakkında veya enerjinin oluşma biçimi hakkında bir şeyler söyler. Öte yandan, ışımanın şiddeti zaman boyunca toplam enerji miktarı (Toplam watt miktarı) hakkında bir şeyler söyler.
Prensip olarak, mutlak sıfır noktasının üzerinde bir sıcaklığı olan her cisim bir miktar ısı ışınımı yayar (Bakınız, Şekil 1.2). Atomların titreşimi cismin sıcaklığı ile orantılıdır. Cisim içindeki atomların titreşimi arttıkça, ışımanın şiddeti artar.
( ( ( / / - - - belli sıcaklıktaki bir cisim titreşen atomlardan oluşmuştur. titreşimin derecesi cismin sıcaklığı ile bağıntılıdır. atomlardaki bu titreşim, çekirdeklerin, atom kütle merkezi etrafındaki dönmesi ve elektronlarının gerek eliptik veya gerekse dairesel yörüngelerinde dönmelerinden dolayı olmaktadır. . . herhangi tür bir ışın bu cismin yüzeyi ile temas ettiği zaman, enerji aktarımı olur. (((((((( enerji nedir. . . ışınımın veya parçacığın, 1/dalgaboyu, hızı, kütlesi, ve 1/genliği dir )))))))) evrende, herşey, etki - tepki ile sebep - sonuç ilişkisi ile, ---vardan yok yoktan var olmaz--- kuralı ile, enerjinin korunması ile olur. etkileyen veya etkilenen, hangisinin enerjisi çok ise, kütle hariç, çok olan az olana aktarım yapar. . . en yukarıda verdiğim tanımı burada da kullanıyorum (Bir Teorisi getirileri diyor ki. . . basınç ve enerji soğuk (rengi mavi) ile doğru orantılı ve sıcak (rengi kırmızı) ile ters orantılıdır. . . ) bu aktarım, vakit var ise, sistem enerji veya ısı bakımından dengeye gelinceye kadardır, olay anlık ise anlıktır. . . bu aktarım nasıl olur. . .
gelen ışınımın enerjisi (1/dalgaboyu, hızı, kütlesi, ve 1/genliği nin, biri, ikisi, üçü, veya hepsi bakımından), cisiminkinden yüksek ise yani, sonuçta, cisimden daha soğuk ise,,, cisimin atomlarının elektronları (yani etki ve tepkinin olacağı yer, işin yapılacağı yer) ile kıyaslar isek. . . momentumu daha büyük, genliği ve dalga boyu daha küçüktür (biri, ikisi, üçü, veya hepsi bakımından). . . (((((((( ısının derecesi genlik ile bağıntılıdır. genlik ne kadar küçük ise ısı o kadar düşük, genlik ne kadar büyük ise ısı o kadar yüksektir. . .)))))))) gelen ışınım geldi ve sıcak cisimin yüzeyindeki atomlardan birinin elektronuna çarptı. . . elektronun enerjisi daha az olduğundan (bu andaki kabulümüz bu. . .) (biri, ikisi, üçü, veya hepsi bakımından), ((( bu tür çarpışmalarda kütle aktarımı olamayacağından. . . ))) gelen yüksek enerjili ışınımın, dalga boyundan, hızından ve genliğinden, çarpışmaya göre, çarpışma açışına göre, alacak ve dalgaboyu azalacak, hızı artacak ve genliği azalacaktır, yani soğuyacaktır. . . buna karşılık gelen ışınımda enerjisinin bir kısmını elektrona aktardığından, dalgaboyu artacak, hızı azalacak ve genliği artacaktır, yani biraz ısınacaktır. . . gelen yüksek enerjili ve soğuk ışınım, çarpışmadan sonra, çarpışma cinsine göre, biraz ısınmış ve enerjisi azalmış olarak, aynı kütle ile ama daha çok dalga boylu ve genlikli ve daha az hızlı olarak savrulur gider. . .
keza, cisimin enerjisi, gelen ışınımdan çok ise, yani cisim ışınımdan daha soğuk ise, hemen yukarıdaki işlemler bu sefer, şimdiki kabul için yapılacaktır. . .
sonuçta,,, etki - tepki, veya, sebep - sonuç ile sıcak soğuğa veya soğuk sıcağa enerjisini aktarmış ve enerji korunmuş olur. . . mehmet rende - - - / / ) ) )
Doğada Kızıl Ötesi
Doğada kızıl ötesi ışıma önemli bir ısı transferi biçimidir.
Güneş buna çarpıcı bir örnektir. Nükleer füzyonla güneş çok fazla miktarda enerji üretir. Güneş bu enerjiyi farklı dalga boylarında yayar. Diğer şeylerin arasında, mor ötesi ışınlar, görünür ışık ve kızıl ötesi ışınlar bu spektruma aittir. Uzayda 1.080.000.000 km/h hızda yaklaşık 8 dakika süren bir yolculuktan sonra, güneş ışınları yer yüzeyine ulaşır. Gündüz yeryüzü, güneş ışını demetlerinin kızıl ötesi katkısıyla da ısınır. Geceleyin yeryüzü, ısıyı kızıl ötesi ışıma biçiminde salarak soğur.
Kızıl ötesi ışınlar bir yüzeyle temas ettiği zaman, ışıma enerjisi, hava sıcaklığından bağımsız bir şekilde yüzeydeki atomlar tarafından absorbe edilir. Bu durum, kış sporları tatilindeki insanların oldukça düşük sıcaklıklarda niçin güneş banyosu yapabildiklerinin ve halâ kendilerini sağlıklı hissedebilmelerinin nedenini açıklar.
Isıtma Prensibi - Genel
Termodinamiğin birinci kanununa göre, ısı düşük sıcaklıktan yüksek sıcaklığa doğru akar. Bu ısı transferi, kondüksiyon, konveksiyon ve ışıma ile olabilir. İtici güç sıcaklık farkıdır. . .
Logged
mert8
Ziyaretçi
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #44 :
05 Kasım 2010 20:28:36 »
5) Isı Ekonomisi Sf 2
http://www.ardo.com.tr/isiekonomisi.pdf
Isı nedir?
Güneş’in kilometrelerce öteden, Yeryüzünü ısıtıp, havayı atmosferi ısıtmadığını, birlikte tekrar idrak edelim. Güneş’in yaydığı ve bize kadar ulaşan ısıtan dalgalar; bilindiği gibi, 750-1000micrometre arası salınım yapan, kızılötesi (gözümüzün görmediği), ama; Işık gibi hareket eden dalgalardır.
Mor ötesi : 0,01 - 0,38 mikrometre
Görünür ışık : 0,38 - 0,75 mikrometre
Kızıl ötesine yakın : 0,75 - 1,5 mikrometre (Kısa dalga: 2400 derece - 1200 derece sıcaklık kaynağı)
Kızıl ötesi : 1,5 - 10 mikrometre (Orta dalga: 2400 derece - 180 derece sıcaklık kaynağı)
En kızıl ötesi : 10 - 1000 mikrometre (Uzun dalga: 180 derece - 1-2 derece sıcaklık kaynağı)’ nın yaydığı dalga boylarıdır.
Isının dalga boyu, ısı kaynağının ısı derecesine göre değişir. Daha sıcak kaynaktan çıkan dalga boyu; daha kısa, daha az sıcak kaynaktan çıkan dalga boyu; daha uzundur.
((( --- el insaf,,, adamlar kendi kendilerini yalanlıyorlar, yukarıda -- 4) -- no da İngiliz Bilimadamını kendileri de yazmışlar - - - Henshell termometreyi, spektrumun kırmızı ucunun ötesine, yani hiçbir ışığın görünmediği yere doğru hareket ettirdiği zaman ısıtma etkisinin artmaya devam ettiğini saptamıştır, bu elektromanyetik spektrumun” kızıl ötesi” adı verilen yeni bir bölgesinin keşfedilmesine yol açmıştır. - - - . hemen yukarıda yaptukları yoruma bakın hele. . . mehmet rende --- )))
6) Güneş Enerjisi 1. Bölüm Sf 32-33-34
http://www.yildiz.edu.tr/~okincay/dersnotu/gun-bir.pdf
Buna göre;
a. Yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalar yüksek enerjiye ancak kısa dalgaboyuna,
b. Düşük frekanslı elektromanyetik dalgalar ise düşük enerjiye ancak uzun dalgaboyuna sahiptir.
Görünür ışık veya başka bir elektromanyetik türü belli bir madde içerisinde yaratılır veya içerisinden geçerse (örneğin atmosfer), bu ışınımın dalgaboyu düşecek, dolayısıyla frekansı yükselecektir. Bu değişiklikten dolayı, ışınımların elektromanyetik tayf değerleri ile ilgili rakamsal bilgiler verilirken genellikle söz konusu ışınımlar uzaydaki (boşluk) sayısal değerleri ile ifade edilir.
1800’lü yıllarda ingiliz astronom William Herschel bir prizma kullanarak güneş ışığının çeşitli renklere ayrıştığını, karartılmış bir termometreyi renk spektrumuna tuttuğunda ise her spektrumda sıcaklığın değiştiğini gözlemiştir. Maksimum sıcaklığın kızıl ötesi olarak adlandırılan bölgede, kırmızı da olduğunu da bulmuştur.
7) Güneş Enerjisi 3. Bölüm Sf 43-44-45
http://www.yildiz.edu.tr/~okincay/dersnotu/gun-uc.pdf
Yanlışlar - Planck eğrisi ışıma belirli bir ısıdan sonra sbt kalır
Bir cisim ısınmaya başladıkça dalga boyu kısalmaya başlar ve içerdiği tüm enerjiyi dışarıya verir.
Aşağıdaki şekilden de görüleceği üzere ısı arttıkça enerji yoğunluğu da artmaktadır. 500 K’de kırmızı görünen obje 5000 K’de sarıya dönüşür.
Güneşde siyah cisim gibi 6000 K’de ışıma yapar ve maksimumu yeşil bölgede bulunacak şekilde bütün renkleri kapsar.
Buradan iki önemli kural ortaya çıkar:
a)Sıcak cisimler çok enerji yayarlar,
b)Cisimler ısındıkça renkleri maviye dönüşür.
Spektral ışımanın en üst düzeyde olduğu dalga uzunluğu Wien Yer Değiştirme Kanunu ile tanımlanır:
burada;
λmax : Işımanın maksimum olduğu dalga uzunluğu (μm)
A: 2898 (μm K) ve T: Sıcaklık (K) dir.
Bu formülden artan sıcaklık ile ışımanın maksimum olduğu dalga uzunluğunun azaldığı görülür.
( ( ( ( ( ( ( ( - - - İngiliz Bilimadamının yaptığı deneyi ve sonucunu okudunuz ve anladınız. basit bir deney ve sonucu da - - - en yüksek sıcaklıklar büyük dalga boylarında çıkmaktadır - - - dır. bunu em spektruma vurduğunuzda kızıl ötesi bölge ortaya çıkmaktadır. bu deneyi sizde evinizde yapabilirsiniz ve aynı sonuçlara ulaşırsınız. . . şimdiii, sıcaklık uzun dalga boyunda olmakta ise soğukluk nerede olmaktadır,,, sorusunu soralım. . . cevabı. . . ısı arttıkça dalgaboyu artıyorsa, bunun tersi de, yani ısı azaldıkça dalga boyu kısalmalı, olmalıdır. normali ve doğrusu budur. yüksek soğukluklar da küçük dalga boylarında çıkmalıdır, bunuda em spektruma vurduğunuzda mavi, mor ve morötesi bölgelere denk gelir. . . pekiii, kırmızı ötesi ve mor ötesi bölgeler enerjinin hangi kısmını oluştururlar. . . morötesi, uzun dalgaboyundan dolayı DÜŞÜK ENERJİyi, kızılöteside kısa dalgaboyundan dolayı da YÜKSEK ENERJİyi gösterir. . . yani, kızılötesi - kırmızı - sıcak - düşük enerji, ve morötesi - mavi - soğuk - yüksek enerji , diyebilirmiyiz. . . diyebiliriz. . . eğer diyebiliyorsak,,, hemen yukarıdaki ve aşağıdaki hocalarımızın verdiği bilgilerin çoğu YANLIŞtır diyebilirmiyiz. . . diyebiliriz... ve dedik te. . . yani bilim temelden bir yanlış içinde. . . kuantum teorisi yanlış içinde, yanlış üzerine kurulmuştur. . . planck, bilgileri yanlış okuyarak, yanlış yorum yapmış ve bilimi yanlış ve çürük temeller üzerine kurdurmuştur. . . sonradan gelenler de bu yanlışı hiç incelemeden kabul ederek, yanlış bilim yapmaya devam etmişlerdir. . . mehmet rende - - - ) ) ) ) ) ) ) )
Rölativistik Sistemlerde Kaos ve Simetri Sf 3
http://www.iku.edu.tr/TR/iku_gunce/GunceC3S2veS3FenMuh/Gunce/GunceC4S3Ekim06FenMuh/161.pdf
3.Süperiletken Sistemlerin Rölativistik Sistem Olmaları
Elde ettiğimiz deney sonuçları doğrultusunda, civa bazlı bakır oksit katmanlı yüksek sıcaklık süperiletkenlerinde sıcaklık azalırken plazma frekansının mikrodalga bölgeden infrared bölgeye kaydığı bulunmuştur. Başka bir deyişle, sıcaklık azalırken enerjinin azalması beklenirken sistemin enerjisi daha enerjitik olan infrared bölgeye kaymaktadır. . .
9) Elektromanyetik Spetrum Sf 8-9
http://gozlemevi.omu.edu.tr/depo/elektromanyetik_spektrum.pdf
Kullanılan Infrared Isınımlarını Nasıl Gözlemleriz?
İnfrared ışınımının temel kaynağı, ısı ve ısı ışınımları olduğu için, herhangi bir cisim, infrared olayında bir sıcaklık yayar. Hatta çok soğuk olarak düşündüğümüz cisimler, örneğin bir buz küpü parçası, infrared yaymaktadır. Bir cisim görünür bölge ışığı yaymak için yeterli sıcaklığa sahip değilse, onun enerjisinin çoğunu infrared ışınımı olarak yayacaktır. Örneğin, mangal kömürü, görebileceğimiz ışık çıkarmayabilir fakat bizim sıcaklık olarak hissedeceğimiz bir infrared ışınımı yayabilir. Isıtılmıs cisimler, çok daha fazla infrared ışınımı yayarlar.
Normal vucut sıcaklığına sahip insanlar, yaklaşık 10 mikron büyüklüğündeki bir dalgaboyuna sahip olan çok güçlü bir infrared ışınımı yaymaktadır (Bir mikron genellikle astronomide kullanılan bir birim olup, metrenin milyonda biridir). Yukarıdaki görüntü, elinde yakılmış bir kibrit çöpünü tutan adamın resmini göstermektedir. Görüntüyü dikkatlice incelerseniz, “bu görüntünün hangi kısmı en fazla sıcaklığa sahiptir?” ve “Bu adamın gözlüklerinin sıcaklığıyla, onun elinin sıcaklığı karsılaştırıldığında, sonucu nasıl yorumlarsınız?” sorularının cevabını rahatlıkla verebilirsiniz. Yukarıdaki adamın resmini infrared ışınımlarıyla oluşturmak için, sıcaklıktaki farkı saptayabilen özel kamera ve filimler kullanılmaktadır. Sonra, onlar için farklı parlaklıkları veya niteliklerini sıraya koyarak bu resimler elde edilmektedir.
Yukarıdaki görüntü, infrared ışınları ile elde edilmiş bir kedinin resmini göstermektedir. Portakal rengine karşılık gelen bölge, oldukça sıcak ve beyaz-mavi renge karşılık gelen burun bölgesi, oldukça soğuktur. Bu görüntü, bir görünür ışık resiminden elde edilemeyen bilgilerde olduğu gibi, benzer bir hayvanın farklı bir görünümünü verir.
İnsanlar infrared ışınımını göremeyebilirler fakat çıngıraklı yılan ailesine ait olan, engerek yılanları, infrared ışınımlarını kullanarak görüntü oluşturmaktadırlar. Bu, yılanların sıcakkanlı hayvanları saptamalarını sağlar, hatta ortamın gece veya gündüz olmasına bağlı olmaksızın onların sadece vucut ısısı nedeniyle infrared bölgesinde yaydıkları ışınımı algılayarak sıcakkanlı avlarını kolaylıkla saptayıp avlarlar.
İnsan ve hayvan vucutlarının infrared ışınları yayması yanında, Dünya, Güneş, yıldız ve galaksiler gibi uzak cisimler de infrared ışınları yaymaktadırlar.
10) Güneş Lekeleri
http://www.koeri.boun.edu.tr/astronomy/dosya/Gunes_Lekeleri.zip
http://www.koeri.boun.edu.tr/astronomy/dosya/Gunes_Lekeleri.gif
http://www.koeri.boun.edu.tr/astronomy/dosya/Leke_Siniflamasi.gif
(Hocalarımız burada, güneş lekelerini anlatmakta ve “Güneş lekeleri etrafını saran bölgeden neden daha soğuktur” sorusuna cevap aramaktadır. . . mehmet rende)
aranırsa, daha bunlar gibi yüzlercesini bulabilirim. ama bence yeterli. . . - - - şimdi gelelim, güneşin içinin neden buzluğumdan da daha soğuk olması konusuna. . . - - - sizcede yeterli mi. . .
iyi çalışmalar
mehmet rende
. . .
Logged
Kemal
MKA
Yönetici
Jr. Member
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1487
En iyi yol, bildiğin yoldur...
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #45 :
06 Kasım 2010 00:48:28 »
Bu forumda hakaret etmek yasaktır... Tekrarlanması durumunda üyenin konumuna bakılmaksızın (topluluk başkanı, topluluk yöneticisi, forum üyesi farketmez) forumdan üyeliği silinir. Herkesin bilgisine...
«
Son Düzenleme: 06 Kasım 2010 14:22:40 Gönderen: Kemal
»
Logged
"Birincisi, sık sık ve ücretli izinli olarak dışarıdaki bilim merkezlerinde çalışmam ve bu bilimsel alışverişe öğrencilerimi de katmam. İkincisi, Türkiye'mizin seviyesine ve ihtiyaçlarına uygun olmayan üst düzeyde bir araştırma yaparak gençliğe zararlı bir örnek olmam." Feza Gürsey, ODTÜ'den ayrılma gerekçelerini açıklarken...
mert8
Ziyaretçi
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #46 :
06 Kasım 2010 01:05:31 »
yorum için sağolun. . .
başka yerlerden de şikayetler geliyor, hem yazı çok uzun ve karışık ve hem sizin aktardıklarınızdan, yani yazıda vurgumu yapılmış, başka birşeymi belli değil. ama ne yapayım, ben yazımı yazar iken renklendirdim, değişik karakterler ile yazdım, karışıklık fazla olmasın diye. . . burada sayfaya asınca hepsi aynı karakterde ve sırf siyah çıkıyor, ben ne yapayım. . .
yukarıda en çok hoşuma gşden delillerimden biride hemen şimdi yazacağım idi. . . ben bunu kalın harfler ile 16 lık ve kırmızı ile yazmıştım. . . üniversite hocalarımızdan. . . sizin gözünüzden kaçmış herhalde, veya hızlı okuduğunuz için ilginizi çekmemiştir. . . her neyse. . . - - - Başka bir deyişle, sıcaklık azalırken enerjinin azalması beklenirken sistemin enerjisi daha enerjitik olan infrared bölgeye kaymaktadır. . . - - -
pes etmedim, yine buradayım ve yine geleceğim. ama bu safer yazılarım daha kısa ve anlaşılır olacaktır, umarım. . . inşaallah. . .
iyi çalışmalar
mehmet rende
. . .
Logged
mert8
Ziyaretçi
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #47 :
17 Şubat 2012 00:13:45 »
Neden Böyle Oluyor . . .
Önce bilgilerimizi tazeliyelim, sonra soruyu suracağım . . .
. . .
1- Tanımlarda mevsimlerin yorumu yapılırken şöyle deniliyor,,, - - - MEVSİMLER Dünyamız, Güneş etrafında yörüngesi üzerinde dolanması sırasında dönme ekseni doğrultusunu korur. . . . (
http://derman.science.ankara.edu.tr/kitap/12.html
)- - - . . .
2- Dünya, güneş etrafında dönerken, yerin dönme ekseni yörünge düzlemine 23.5 derecelik bir açı yapmaktadır. (Şekil 1) . . .
(
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=254944531246962&set=a.248753735199375.58898.122424841165599&type=3&theater
)
Şekil 1 Dünya nın dönme ekseni
3- Ay, dünya etrafında dönerken, ay ın yörünge düzlemi yer in yörünge düzlemine 6 derecelik bir açı yapmaktadır (Şekil 2.1),,, ay ın dönme ekseni kendi yörünge düzlemime 6.5 derecelik bir açı yapmaktadır. (Şekil 2.2) . . .
(
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=254944571246958&set=a.248753735199375.58898.122424841165599&type=3&theater
)
Şekil 2.1 Dünya – Ay yörünge düzlemleri
(
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=254944594580289&set=a.248753735199375.58898.122424841165599&type=3&theater
)
Şekil 2.2 Ay ın dönme ekseni
4- Dünya ve ay, kendi yörüngelerinde dönerler iken, dönme eksenlerindeki eğiklikten dolayı ve çeşitli etkilerden dolayı librasyon hareketi yaparlar. (Şekil 4a ve Şekil 4b) . . .
(
http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Lunar_libration_with_phase2.gif
)
Şekil 4a Ay ın bir aylık bir periyot boyunca librasyonu
(
http://derman.science.ankara.edu.tr/ogretmen/mevsim.htm
)
Şekil 4b1 Dünya nın bir yıllık bir periyot boyunca librasyonu
(
http://ti.arc.nasa.gov/m/tech/rse/classroom/amphionEd/SEASONS/images/seasons0001.avi
)
Şekil 4b2 Dünya nın bir yıllık bir periyot boyunca librasyonu
================
Eveeet, bilgilerimizi tazeledik, şimdi gelişme kısmındayız . . .
Bildiğimiz üzere gezegenler yörüngeleri üzerinde dolanmaları sırasında dönme ekseni doğrultularını korurlar, bunun böyle olmasının bir fiziksel sebebi vardır ki bunun doğruluğunu, librasyon hareketine rağmen Şekil 4a da çok net bir şekilde görmekteyiz. Ay ın bir aylık bir periyot boyunca enlem ve boylamsal librasyonu sırasında gördüğümüz ay ın güney kutbu her zaman için dünyaya daha yakın olmuştur, yani mantıklı bir çıkarım ile ve daha doğrusu görebileceğimiz gibi ay ın dönme ekseni doğrultusu bir aylık periyot boyunca (kabaca) V çizmiştir, dönme ekseni doğrultusunu korumuştur Şekil 4b . . .
(
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=254944614580287&set=a.248753735199375.58898.122424841165599&type=3&theater
)
Şekil 4b Dünya – Ay eğimi
Şimdi bu mantıklı çıkarımı dünya için uygulayalım (diyeceğim ama) ortaya aşağıdaki Şekil 1a çıkıyor . . .
(
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=254944547913627&set=a.248753735199375.58898.122424841165599&type=3&theater
)
Şekil 1a Dünya nın mantıklı dönme ekseni
Burada fiziksel olarak mantıklı bir çıkarım yaptım ama, mantığım “her ne kadar bana doğru görünse de” hatalı gözüküyor. Çünkü, doğru olan dünyadaki amatör-profosyonel tüm gökbilimcilerin tarif ettiği Şekil 1 deki gibi olmalıdır. Bu gözlemlenmiş, ispatlanmış,üzerinde tartışma olmayacak bir konudur . . .
Şimdi sorumu soruyorum . . .
- - - Dünyamız, Güneş etrafında yörüngesi üzerinde dolanması sırasında dönme ekseni doğrultusunu korur - - - tanımı gereği ve mantıklı çıkarım ile dünyanın dönme ekseni, bir periyot / yıl boyunca (yaklaşık) V çizmesi gerekiyorken (ay da olduğu gibi),,, ne / nasıl oluyorda dünyamızın dönme ekseninin doğrultusu bir periyot / yıl boyunca her zaman (yaklaşık) birbirine paralel durumda oluyor / duruma geliyor . . .
fiziksel ve mantıklı bir cevap verebilecek var mı acaba . . .
mehmet rende
16.02.2012
Logged
Kemal
MKA
Yönetici
Jr. Member
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1487
En iyi yol, bildiğin yoldur...
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #48 :
18 Şubat 2012 01:23:30 »
Siz söyleyene kadar hiç düşünmemiştim bu konuyu. Biraz araştırma yaptım. Aşağıdakiler de benim düşüncem.
Dedikleriniz tamamen doğru. Ama unuttuğunuz bir şey var, Ay Dünya'ya göre eş zamanlı bir yörüngede dolanıyor. Bu ne demek? Ay'ın kendi çevresindeki dönüşü ile Ay'ın Dünya etrafındaki dönüşü aynı anda tamamlanıyor. Bu yüzden de biz hep Ay'ın aynı yüzünü görüyoruz. Artık Ay'ı iyice kendimize bağladığımızı düşünecek olursak Ay'ın eksenini de değiştirebiliyor.
Ama aynı durum Dünya için geçerli değil. Dünya Güneş'e göre eş zamanlı bir yörüngede dolanmıyor. Yani bizim bir yılımız bir günümüz değil. Ama bundan yüzbinlerce yıl sonra (belki de çok daha fazla) Güneş Dünya'yı tamamen kendine bağlayacak. O zaman bir yıl, bir güne eşit olacak. Dünya'nın bir tarafında sürekli Güneş gözüküyorken, diğer tarafında hiç gözükmeyecek. O zaman da bizim eksenimiz de değişecek.
Aslında bakılırsa bizim eksenimiz de az da olsa değişiyor. Açı aynı kalıyor ama doğrultusu Polaris'ten Vega'ya doğru kayıyor yavaştan. Elbette bir insan ömrü boyunca görülemeyecek olan bu değişimi gözlemek için onbinlerce yılın geçmesi gerekiyor.
Yani uzun lafın kısası, Ay'ı biz tamamen kendimize bağladığımız için Ay'ın ekseninin doğrultusunu değiştirebiliyorken, Güneş bizi tamamen kendine bağlayamadığı için Dünya'nın ekseninin doğrultusunun değişmesi için oldukça çok zaman geçmesi gerekir diye düşünüyorum.
Logged
"Birincisi, sık sık ve ücretli izinli olarak dışarıdaki bilim merkezlerinde çalışmam ve bu bilimsel alışverişe öğrencilerimi de katmam. İkincisi, Türkiye'mizin seviyesine ve ihtiyaçlarına uygun olmayan üst düzeyde bir araştırma yaparak gençliğe zararlı bir örnek olmam." Feza Gürsey, ODTÜ'den ayrılma gerekçelerini açıklarken...
mert8
Ziyaretçi
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #49 :
18 Şubat 2012 03:28:13 »
1- bildiğim kadarı ile, tüm evrende aynı fizik kuralları geçerlidir,,, hadi evrene itirazınız var ise güneş sistemi
içerisinde aynı fizik kuralları geçerlidir,,, yani, dünyayı çeken güneşin çekim kuvveti ile ayı çeken dünyanın çekim
kuvveti aynı İSİMDE olmalıdır,,, bu ad KÜTLE ÇEKİM KUVVETİdir ve bütün güneş sistemi içerisinde, güneşte dahil
aynı (İSİMDE) olmalıdır. bunun için kıstas polaris veya vega yıldızları olmamalıdır, onlar o noktada oldukları için,
tesadüf, kullanılmaktadırlar . . . bence, bu olayda ayın hareketi doğrudur ve kıstas olarak ayın hareketi
kullanılmalıdır, çünkü, mevsim tanımındaki - - - dönme ekseni doğrultusunu korur - - - şartını sağlamaktadır . . .
2- benim öğrenmek istediğim şu,,, dünyanın dönme ekseni bir periyotta ( V ) çizmesi ( Şekil 1a ) gerekirken, her
zaman birbirine paralel ( // ) oluyor / duruma geliyor ( Şekil 1 ),,,
bunun fiziksel nedeni nedir, nasıl olmaktadır. . .
. . .
Logged
Kemal
MKA
Yönetici
Jr. Member
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1487
En iyi yol, bildiğin yoldur...
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #50 :
18 Şubat 2012 11:55:44 »
Yukarda da dediğim gibi olay eşzamanlı olmaları ile alakalı. Tabiri caizse Dünya Ay'ı kendine uydurabilmiştir ama Güneş Dünya'yı kendine uyduramamıştır. Ama bundan yıllar sonra illaki Güneş Dünya'yı uyduracaktır ve eksenini de değiştirebilecektir 1 yıl içerisinde.
Logged
"Birincisi, sık sık ve ücretli izinli olarak dışarıdaki bilim merkezlerinde çalışmam ve bu bilimsel alışverişe öğrencilerimi de katmam. İkincisi, Türkiye'mizin seviyesine ve ihtiyaçlarına uygun olmayan üst düzeyde bir araştırma yaparak gençliğe zararlı bir örnek olmam." Feza Gürsey, ODTÜ'den ayrılma gerekçelerini açıklarken...
mert8
Ziyaretçi
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #51 :
20 Mart 2012 01:07:33 »
babam Nesim Rende ye . . .
1 Teorisi 20b – CEVAP . . .
Yaklaşık 1 ay önce 1 Teorisi 20a - Dünya - Ay Librasyon başlıklı yazımda - - - Neden Böyle Oluyor - - - diyerek aşağıdaki sorumu sormuştum . . .
-----------------------------------------------------------
Dünyanın dönme ekseni bir periyotta ( V ) çizmesi gerekirken, her zaman birbirine paralel ( \\ ) oluyor / duruma geliyor,,, bunun fiziksel nedeni nedir, nasıl olmaktadır . . .
-----------------------------------------------------------
Sayfamdan ayrı, ilgili – ilgisiz birkaç yere de ilettim yazımı ama, gelen cevap ve yorumları konunun en altında paylaşmıştım, ancak yeterli ve gerekli cevapları alamadım . . .
Sorduğum - - - Neden Böyle Oluyor - - - sorusunun cevabını BİR Teorisi getirileri ile vermeye çalışacağım, yeterli, doyurucu ve net bir cevap olduğunu göreceksiniz,,, buyrun okuyalım . . .
---------------------------------------------------
Birbirini takip eden BİR parçacıkları birleşebilerek birlikte hareket ederler, buna BİR Teorisi denir . . .
BİR Teorisi getirilerine göre,,,
1- Evrendeki 4 temel kuvvet, BİR Parçacıklarının - - - ETKİ / TEPKİ, SEBEP / SONUÇ kaidelerine göre MUTLAK sonuçlar ile - - - birbirleriyle etkileşimi sonucu oluşurlar . . .
( şu anki bilime ters, bunu şimdilik böyle kabul edin, sonucu beğeneceksiniz,,, “BİR Teorisi’nde bunun basit bir sunumu var mı ?” diye sorarsanız, cevabım “evet” dir . . . )
2- Evrende, kendi ekseni etrafında dönebilen her uzay cismi (istisnalar hariç) iki çekirdeğe sahiptirler ve bu çekirdekler bildiğimiz manyetik etkileşme ile birbirlerine değmeden sıfır mesafe ile bir arada birbirlerine zıt yönlerde dönerler. Çekirdeklerden biri sağa dönerken diğeri sola döner ve bu bildiğimiz kuzey / güney kutuplaşmasını oluşturur ve hangi çekirdek daha büyük ise uzay cismi bir bütün olarak o yöne doğru döner. ( Şekil1a )
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=274061646001917&set=a.274061556001926.64156.122424841165599&type=3&theater
Şekil 1a - Ç1 sola dönerken, Ç2 sağa dönmektedir,
Ç2 büyük olduğundan tüm kütle bir bütün olarak batıdan doğuya doğru döner.
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=274061662668582&set=a.274061556001926.64156.122424841165599&type=3&theater
Şekil 1b - Güneş 01102011
3- Uzayda, serbest halde dolaşmakta olan, örneğin bir gezegen (ab), kendisinden daha büyük kütleli başka, örneğin bir yıldızın (AB) yanından geçerken, uygun şartlar sağlanırsa, gezegen o yıldızın etrafında yörüngeye girebilir.
(yörünge neden bir daire değil de bir elips olmaktadır, bunu da göreceğiz),,,
a- (ab) nin hızı, ihtiyaç olunandan daha yavaş olursa; (ab), (AB) tarafından çekilir ve (AB) ile (ab) çarpışır,,,
b- (ab) nin hızı, ihtiyaç olunandan daha hızlı olursa; (ab), (AB) nin çekim gücünü yener ve yoluna devam eder . . .
yörüngeye girmekte olan (ab), bir süre yalpaladıktan sonra (AB) ve (ab) çekirdeklerinin etkileşimi sonucu, (ab) nin dönme ekseni yörünge düzlemine bir açı yaparak hareketine devam eder . . .
bu son söylediklerimi 2 adet çubuk mıknatıs ile şekillendireyim (Şekil 2a) ve devamını getireyim,,,
(bu arada, her şekilden sonra yaptığım sistemi, güneş ve dünyaya uygulayacağım . . .)
a) (Şekil 2a) şekle olduğumuz yerden, dik baktığımızda, (AB) nin dönme eksenini ( / , sağa eğimli ) ve (ab) nin dönme eksenini ( l , dik ) olarak görmekteyiz,,,
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=274061682668580&set=a.274061556001926.64156.122424841165599&type=3&theater
Şekil 2a- büyük mıknatıs, yıldız (AB), küçük te gezegen, (ab) olsun,
etkileşime başladıkları sırada ki durum. . .
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=274061702668578&set=a.274061556001926.64156.122424841165599&type=3&theater
Şekil 2a GD
laboratuvar ortamındayız veya uzaydayız, her iki kütlenin de koyu renklisi daha büyük (mesela yani),,, (ab) boş uzaydan (AB) ye doğru uygun konumda gelmekte (( şunu burada belirtmekte fayda görüyorum,,, (ab), (AB) nin sağından veya solundan gelebilir, her iki durumda da yörüngeye girebilir )) ve,,, (ab) nin hareket hızı, ne her iki kütlenin çekim gücüne yenilip birbirlerine yapışmasına sebep olacak kadar yavaş, ne de bu çekim gücünü yenip yoluna devam edebilecek kadar hızlı olmamalı . . .
iki cisim etkileşime girdikten sonra, kütle merkezi (kütle merkezi kavramının nasıl oluştuğunu da fiziksel olarak görecek ve öğreneceğiz.) etrafında dönmeye başlar iken (Şekil 2a), etkileşim nedeni ile,,,
[A,b] mesafesi, [B,a] mesafesinden daha az olduğu için, magnetik etkileşim (A,b) arasında (B,a) dakinden daha güçlü olacağı için, (ab) nin dönme ekseni doğrultusu bir eğim alır (Şekil 2b),,,
b) (Şekil 2b) şekle olduğumuz yerden, dik baktığımızda, (AB) nin dönme eksenini ( / , sağa eğimli ) ve (ab) nin dönme eksenini ( \ , sola eğimli ) olarak görmekteyiz,,,
(ab) yörüngesinde dolanıyorken, (AB) nin eğiminden kaynaklanacak etkileşim farklılıkları ile '(ab) nin eğiminin değeri', artar veya azalır . . .
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=274061726001909&set=a.274061556001926.64156.122424841165599&type=3&theater
Şekil 2b- Etkileşimden sonraki durum.
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=274061749335240&set=a.274061556001926.64156.122424841165599&type=3&theater
Şekil 2b GD
Daha önce açıklama / tanım geçmediği için, (AB) nin eksen eğriliğinin sebebini vermemiştim,,, (ab) nin eksen eğriliğinin sebebi ne ise aynı sebepte (AB) için geçerlidir, yani (AB) de daha büyük kütleli (örneğin) bir galaksi merkezinin etrafında dönmektedir ve yörüngesinde hareket etmektedir,,, galaksi merkezinin ve (AB) nin çekirdekleri arasındaki etkileşim sonucu, (AB) nin dönme ekseni eğim almıştır ve (ab) nin kendi yörüngesindeki hareketinin ‘bu eğime katkısı’ YOK denecek kadar azdır . . .
(ab) yörüngesinde harekete devam ediyor,,, ilerleyişinin her adımında etkileşimden ötürü, (AB) nin eğimi (ab) ye göre dikleşeceğinden, kutuplar arasındaki mesafenin dengelenmeye başlamasından ((( [A,b] mesafesi artıyor, [B,a] mesafesi azalıyor ))) etkileşimden ötürü eksen eğriliği düzelmeye başlayacak ve '(ab) nin eğimi' azalacaktır,,,
ve (ab) öyle bir konuma gelecek ki (AB) kendi yerinde eğimi ile dururken, (ab) konumundan ötürü (AB) yi kendisine dik olarak görecektir ve magnetik etkileşimler sonucu '(ab) nin eğimi' sıfır (E = 0) olacaktır.
Görülebileceği üzere, (AB) nin eksen eğimi (ab) ye göre dik duruma gelir iken, bir bütün olarak, iki kütle arasındaki magnetik etki bir öncekinden daha güçlü olacak ve (ab) nin yörüngesi burada basıklaşmaya başlayacaktır,,,
c1) (Şekil 2c 1): şekle olduğumuz yerden, dik baktığımızda, (AB) nin dönme eksenini ( / , sağa eğimli ) ve (ab) nin dönme eksenini ( l , dik ) olarak görmekteyiz (E = 0),,, bunun önemi, gece ve gündüzlerin eşitliği ile uzayıp kısalması buradan kaynaklanmaktadır . . .
c2) (Şekil 2c 2): (Şekil 2c 1) şekline, sağdan, ekranın sağından baktığımızda, (AB) nin dönme eksenini ( l , dik ) ve (ab) nin dönme eksenini ( l , dik ) olarak görmekteyiz . . .
Bu sonuç ile, gece ve gündüz süreleri eşitlenir ve bu 23 Eylül tarihine denk gelmektedir (Şekil 2c). . .
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=274061789335236&set=a.274061556001926.64156.122424841165599&type=3&theater
Şekil 2c - 23 Eylül
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=274061799335235&set=a.274061556001926.64156.122424841165599&type=3&theater
Şekil 2c GD - 23 Eylül
(ab) yörüngesinde harekete devam ediyor,,, burada yukarıdaki işlemlerin benzeri / tersi olacaktır, ilerleyişinin her adımında, (AB) nin eğimi (ab) ye göre artacağından, kutuplar arasındaki mesafenin bozulmaya başlamasından ((( [A,b] mesafesi artıyor, [B,a] mesafesi azalıyor ))) etkileşimden ötürü eksen eğriliği artmaya başlayacak ve E eğimi artacaktır,,,
[A,b] mesafesi, [B,a] mesafesinden daha büyük olduğu için, magnetik etkileşim (A,b) arasında (B,a) dakinden daha zayıf kalacağı için, (ab) nin dönme ekseni doğrultusu bir E’ eğimi ( E = E’ ) alır,,,
Görülebileceği üzere, (AB), (ab) ye göre diklik durumunu bozar iken, bir bütün olarak, iki kütle arasındaki magnetik etki azalacak ve (ab) nin yörüngesi burada büyümeye başlayacaktır,,,
d1) (Şekil 2d 1): şekle olduğumuz yerden, dik baktığımızda, (AB) nin dönme eksenini ( / , sağa eğimli ) ve (ab) nin dönme eksenini ( \ , sola eğimli ) olarak görmekteyiz ( E = E’ ),,,
d2) (Şekil 2d 2): (Şekil 2d 1) şekline, sağdan, ekranın sağından baktığımızda, (AB) nin dönme eksenini ( l , dik ) ve (ab) nin dönme eksenini ( l , dik ) olarak, üstüste görmekteyiz,,,
yine görülebileceği üzere, bir bütün olarak, iki kütle arasındaki magnetik etki bir öncekinden daha zayıf olacak ve (ab) nin yörüngesi burada açılmaya / büyümeye başlayacaktır,,,
Bu sonuç ile, kuzey yarım küre kış döngüsündedir ve bu 3 Ocak tarihine denk gelmektedir (Şekil 2d ). . .
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=274061846001897&set=a.274061556001926.64156.122424841165599&type=3&theater
Şekil 2d - 3 Ocak
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=274061866001895&set=a.274061556001926.64156.122424841165599&type=3&theater
Şekil 2d GD - 3 Ocak
Bundan sonrası artık anlatım tekrarı . . .
(ab) yörüngesinde harekete devam ediyor,,, ilerleyişinin her adımında, (AB) nin eğimi (ab) ye göre dikleşeceğinden, kutuplar arasındaki mesafenin dengelenmeye başlamasından ((( [A,b] mesafesi azalıyor, [B,a] mesafesi artıyor ))) etkileşimden ötürü eksen eğriliği düzelmeye başlayacak ve E eğimi azalacaktır,,,
ve (ab) öyle bir konuma gelecek ki (AB) kendi yerinde eğimi ile dururken, (ab) konumundan ötürü (AB) yi kendisine dik olarak görecektir ve magnetik etkileşimler sonucu E eğimi sıfır ( E = 0 ) olacaktır.
Görülebileceği üzere, (AB) nin eksen eğimi (ab) ye göre dik duruma gelir iken, bir bütün olarak, iki kütle arasındaki magnetik etki daha güçlü olacak ve (ab) nin yörüngesi burada basıklaşmaya başlayacaktır,,,
e1) (Şekil 2e 1): şekle olduğumuz yerden, dik baktığımızda, (AB) nin dönme eksenini ( / , sağa eğimli ) ve (ab) nin dönme eksenini ( l , dik ) olarak görmekteyiz ( E = 0 ),,, bunun önemi, gece ve gündüzlerin eşitliği ile uzayıp kısalması buradan kaynaklanmaktadır . . .
e2) (Şekil 2e 2): (Şekil 2e 1) şekline, sağdan, ekranın sağından baktığımızda, (AB) nin dönme eksenini ( l , dik ) ve (ab) nin dönme eksenini ( l , dik ) olarak görmekteyiz,,,
Bu sonuç ile, gece ve gündüz süreleri ikinci kez eşitlenir ve bu 21 Mart tarihine denk gelmektedir (Şekil 2e ). . .
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=274061892668559&set=a.274061556001926.64156.122424841165599&type=3&theater
Şekil 2e - 21 Mart
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=274061919335223&set=a.274061556001926.64156.122424841165599&type=3&theater
Şekil 2e GD - 21 Mart
(ab) yörüngesinde harekete devam ediyor,,, ilerleyişinin her adımında, (AB) nin eğimi (ab) ye göre artacağından, kutuplar arasındaki mesafenin bozulmaya başlamasından ((( [A,b] mesafesi azalıyor, [B,a] mesafesi artıyor ))) etkileşimden ötürü eksen eğriliği artmaya başlayacak ve E eğimi artacaktır,,,
[B,a] mesafesi, [A,b] mesafesinden daha çok olduğu için, magnetik etkileşim (B,a) arasında (A,b) dekinden daha zayıf kalacağı için, (ab) nin dönme ekseni doğrultusu bir E eğimi ( E = E ) alır,,,
Görülebileceği üzere, (AB), (ab) ye göre diklik durumunu bozar iken, bir bütün olarak, iki kütle arasındaki magnetik etki azalacak ve (ab) nin yörüngesi burada büyümeye başlayacaktır,,,
f1) (Şekil 2f 1): şekle olduğumuz yerden, dik baktığımızda, (AB) nin dönme eksenini ( / , sağa eğimli ) ve (ab) nin dönme eksenini ( \ , sola eğimli ) olarak görmekteyiz ( E = E ),,,
f2) (Şekil 2f 2): (Şekil 2f 1) şekline, sağdan, ekranın sağından baktığımızda, (AB) nin dönme eksenini ( l , dik ) ve (ab) nin dönme eksenini ( l , dik ) olarak, üstüste görmekteyiz,,,
Bu sonuç ile, kuzey yarım küre yaz döngüsündedir ve bu 3 Temmuz tarihine denk gelmektedir (Şekil 2f ). . .
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=274061956001886&set=a.274061556001926.64156.122424841165599&type=3&theater
Şekil 2f - 3 Temmuz
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=274061982668550&set=a.274061556001926.64156.122424841165599&type=3&theater
Şekil 2f GD - 3 Temmuz
Anlatımlarımdaki E ve E’ farklılığı, ile 152 milyon km ve 147 milyon km nin oluşum sebebi,,,
E’ > E dir, diyelim ki E ve E’ konumlarında, her iki tarafın (AB) ye uzaklıkları eşit olsun (Şekil 3),,, şekile baktığımızda, mağnetik etkileşmenin hangi tarafı daha çok çekeceği rahatlıkla söylenebilir,,,
tabii ki E’ kısmını daha çok çekecektir,
B > A ve b > a dır,
dolayısı ile E’ deki (B,a) arasındaki etkileşim, E deki (A,b) nin arasındaki etkileşimden daha büyük olacaktır,
işte bu neden ile E’ > E dir ve bir bütün olarak (AB), E’ tarafındaki kütleyi daha çok çekecektir,
işte bu nedenle de 147 milyon km ve 152 milyon km değer farklılığı ortaya çıkmaktadır,
dolayısı ile E’ > E dir. . .
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=274061999335215&set=a.274061556001926.64156.122424841165599&type=3&theater
Şekil 3
------------------------------------------------
evet, cevabım bu kadar,,,
cevabımın fiziksel, mantıklı ve yeterli olduğunu düşünüyorum,,,
fizikte birçok kuralın değişmesini gerektirecek bir cevap verdim, konu hakkında daha da detaya inildiğinde anlatımımda eksiklik olduğunu kabul ediyor ve biliyorum,,,
anlatımımda hatalarım olabilir, beğenmeyen ve / veya daha iyi bir yorum getirebilecek / cevap üretebilecek birileri var ise buyursun, şimdiden teşekkür ediyorum . . .
mehmet rende
20.03.2012 Salı
. . .
Logged
Nükleer Kedi
Full Member
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2253
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #52 :
23 Mart 2012 00:18:12 »
Sayın Mehmet Bey,
Ben açıklamalarınız biraz fazla cüretkâr olduğunu düşünüyorum. Yazınızın bilimsel yaklaşımdan biraz uzak olduğunu, ve konu hakkında yeterince alt yapıya sahip olmadan yazıldığını düşünüyorum. Söylediklerinizin bilimsel anlamda bir kuram (teori) olabilmesi için öncelikle bir varsayım (hipotez)dan yola gidilmesi daha sonra da gözlem ve deneylerle desteklenmesi gerekmektedir. Sizin önerdiğiniz parçacıklar eski Yunanlı filozofların önerdiği madde veya atom türlerine benzemektedir. Ancak ne var ki, günümüzde böyle bir şeyi orta atmak için Kuvantum mekaniğinin temellerini çok iyi benimsemiş olmanız gerekmektedir. Eğer ilgilendiğiniz konu büyük ölçeklerde ise, bilmeniz gereken başlıca şey genel göreliliktir. Geçtiğimiz yüzyıl bu iki muhteşem kuramın fiziği olmuştur.
Konu ile ilgili yorum yapacak olursak cisimlerin neden V çizmemeleri fiziksel anlamda bir sorun teşkil etmemektedir. Cisimlerin birbirlerinin etrafında dönebilmeleri aralarındaki kütleçekime bağlıdır ve bu kütleçekim de doğrudan cisimlerin kütleleriyle orantılıdır. Bu iki cismin etkileşmelerinde esas alacağınız şey cisimlerin kütle merkezleri olacaktır. Kendi etraflarında dönmeleri herhangi bir şekilde bunların birbirleri etrafındaki dönüşünü doğrudan etkilemez (bir takım gel-git etkileri hariç). Bu nedenle de (dünyanın) eksen doğrultusu değişmeden, yani belirttiğiniz gibi // şeklinde dönmesi de normaldir. Konuyu doğrudan manyetik etkileşme bağlamak da fiziksel anlamda pek mümkün değildir.
Sanırım bu durumda Wolfgang Pauli olsa "bu yanlış bile değil" derdi
Logged
http://esoturkiye.org
http://facebook.com/esoturkiye
mert8
Ziyaretçi
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #53 :
23 Mart 2012 04:49:53 »
Sayın Nükleer Kedi Bey,,,
ilk önce cesaret edipte bu konuya cevap yazdığınız için size teşekkür ediyorum,,,
fakat . . . ? ? ? . . .
sizin, benim 'Bir Teorisi' sayfama yabancı olmadığınızı sanıyor ve sizden böyle bir cevap beklemiyordum,,,
yazımın bilimsellikten uzak olduğunu ve bilgimin yetersizliğinden bahsedip, çözüm için kuantum mekaniği ve genel görelilikten bahsetmişsiniz,,,
'Eğer ilgilendiğiniz konu büyük ölçeklerde ise' demişsiniz, ilgimin büyüklüğünü anlatayım : Bir Teorisini geliştirmekte iken, kendilerine sunduğum ve cevap veren nadir Hocalarımızdan biri bana şu yorumu yapmıştı;
"Mehmet Bey, bir şeyler yapmaya çalışıyorsunuz iyi ama, diyelim ki şu elim fiziğin kendisi, parmaklarımda branşları, siz parmaklarımdan birinin tırnağını kökünden kesip yerine başkasını koymaya çalışmıyorsunuz, siz elimi tümden, bilekten kesiyorsunuz . . ."
dolayısı ile, Bir Teorisi sayfamı şöyle bir üstün körü tararsanız (tabii boş vaktiniz var ise) kuantum mekaniği ve göreliliğin benim için ne anlama geldiğini tahmin edebilirsiniz,,,
bir hiç, ikiside solda sıfır . . .
"Bu nedenle de (dünyanın) eksen doğrultusu değişmeden, yani belirttiğiniz gibi // şeklinde dönmesi de normaldir. Konuyu doğrudan manyetik etkileşme bağlamak da fiziksel anlamda pek mümkün değildir." diyorsunuz,
ilk önce,
dünya // şeklinde dönmektedir, bu bir gerçektir buna itirazım yok, benim açıklama istediğim ve dünyanın cevap veremeyeceği soru şu,,,
neden ay yörüngesinde V çizerken dünya // çiziyor, bunun fiziksel nedeni nedir . . .
ikincisi,
ben, yukarıdaki son yazımda bu soruya cevap vermeye çalıştım ve bence de verdim, ama anladığım kadarı ile yetersiz olmuş (gerçi yetersiz değil ama),,,
diler iseniz ayın neden yörüngesinde V çizdiğini ve neden hep bir yüzü ile dünyaya baktığını yine manyetik etkileşime bağlayarak anlatayım . . .
ve yine diler iseniz, şu anda hangisi olduğu aklıma gelmeyen ve yörüngesinde yalpalayarak veya yuvarlanarak ilerleyen güneş sistemi gezegeninin neden böyle yol aldığını yine manyetik etkileşime bağlayarak anlatayım . . .
anlatımlar çok basit ve sonuçlar kesindir, dünyanın cevap veremediği konulara Bir Teorisi ve getirileri ile çok güzel bir şekilde şekiller ile açıklama getiriyorum . . .
bilimsel bir destek istiyor iseniz, buyrun,,,
Dünya’nın bir değil iki çekirdeği var.
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/10736688.asp?gid=200
herkesten özür dileyerek, hoşnutsuzluğumu dile getirmek istiyorum :
yazdığım yazı bilime yenilik katmasına katıyor ama nesini beğenmediniz, yanlış nerede,,,
cevabı olmayan sorulara yanıt getirilir iken yeni bir şeyler üretmek normaldir,
"Buluş dediğimiz şey herkesle aynı yere bakıp farklı bir şeyler düşünebilmektir.” diyor birileri,,,
dünya ekseninin doğrultusunu değiştirerek,,,
mevsimleri,
gece-gündüz eşitliğini, gündüz-gece kısalma ve uzaması,
kütle merkezi nedir, etrafında nasıl dönülür,
presesyon, nutasyon veya librasyon,,,
neden, nasıl, hangi şekilde, . . ., oluşurlar, fiziksel ve basit bir anlatım ile gözünüz önünde, hayal bile edebilecek bir şekilde sunuyorum,,,
nesini beğenmediniz, var ise bir eksik veya yanlış, buyrun belirtin,,,
sizlerin var ise (bunlardan herhangi birisine) fiziksel ve mantıklı bir cevabınız, buyrun bekliyorum . . .
yoksa, yoksa
biz Türkler herhangi bir şekilde bilim yapamazmıyız,
elalem yapar,
biz seyreder
sonra taklit mi ederiz,
olay bu mu dur . . .
Logged
Nükleer Kedi
Full Member
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2253
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #54 :
23 Mart 2012 11:59:15 »
Mehmet Bey,
Ay'ın yörüngesinin v çizdiğini belirtmişsiniz. Bu kanıya nereden vardınız? Ay'ın yörüngesinin Dünya'nınkinde pek farkı yoktur, o da yine // şeklinde dönmektedir. Ay'ın her zaman bize aynı yüzünü göstermesinden dolayı ise bunu Dünya için gece ve gündüz oluşumu olarak düşünebilirsiniz.
Hep başkaları mı yapacak, biz onları taklit mi deceğiz? sorusuna gelecek olursak, bilim bilgilerin üst üste binmesiyle ilerler. Eğer bir durumu açıklayan harika bir kuram var ise baştan aşağı yeniden bir kuram yapmak bizim ilerlediğimizi göstermez. Önemli olan kuramın bu durumu ne kadar doğru açıklayabiliyor olmasıdır. Genel görelilik ve kuvantum ile ilgili bir hiç demeniz ise bilime yapılan büyük bir saygısızlık gibidir. Kuvantum kuramı şimdiye kadar test edilen en büyük kuram olup görelilikten bile daha sağlamdır. Göreliliğin de ne kadar sağlam olduğunu ve hangi ölçeklerde test edildiğini araştırmayı size bırakıyorum. Sizin böyle bir söz etmeniz gerçekten üzücü.
"The only way to have real success in science, the field I'm familiar with, is to describe the evidence very carefully without regard to the way you feel it should be. If you have a theory, you must try to explain what's good and what's bad about it equally. In science, you learn a kind of standard integrity and honesty." Richard Feynman
Logged
http://esoturkiye.org
http://facebook.com/esoturkiye
seco
Forum Üyesi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 103
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #55 :
24 Mart 2012 01:09:48 »
Mehmet bey,
Hoşnutsuzluğunuzu anlayamasam da hak veriyorum. Ama lütfen siz de benim ve benim gibi düşünen arkadaşlarımın hoşnutsuzlğuna hak verin.
Nükleer Kedinin de bahsettiği gibi, yeni bir teori için öncelikle önceki teorilerin açıklayamadığı bir konuyu açıklayabileceğini iddia eden bir hipoteze ve arkasından gelen ıspatlı delilli bir çalışmaya ihtiyac vardır. Ancak bu durumda yeni teori kabul görebilir.
Halbu ki sizin "dünyanın acıklayamadığı" olarak nitelediğiniz konular görelilik ve kuantum teorileri gibi görece yeni teorilere bile ihtyaç duymaksızın yüzyıllar önce büyük ölçüde açıklanmıştır. Güneş sistemi gibi görece küçük ve yavaş sistemleri açıklamak için "açısal momentumun korunumu" ilkesi ve "Kütle çekim kanunu" oldukça yeterlidir. Ufak sapmalar ise linkini verdiğiniz haberdeki gibi jeolojik modellerdeki düzeltmeler ve birtakım rölativistik faktölerle kolaylıkla açıklanabilir.
Bahsettiğiniz ölçüde büyük bir sapma zaten yoktur. İlk gönderilerinizden birinde dünyanın V şeklinde bir eksen hareketi olduğunu söylemiştiniz. Sonra bunun olmadığını siz de kabul ettiniz. Şimdi de ay için aynı iddiadasınız.
Bu konuda tekrar cevap vermemin sebebi aslında "taklit" meselesidir. Bu forumu takip eden, türkiyede ve yurtdışında ciddi şekilde bilimle ugraşan birçok arkadaşım olduğunu biliyorum. Türkiyede bilimin tahmin ettiğiniz manzaranın çok çok ötesinde olduğunu söylemek isterim. Evet, gerçekten sadece yurtdışında yapılan eskimiş çalışmaları taklit eden hatta onu bile beceremeyen birçok insan da var Türkiyede. Ama bu Türkiyedeki bilim insanlarının taklitci olduğu anlamına gelmiyor.
Çok yakından bildiğim bir çalışmadan örnek vereyim. Yabancı bir gurubun dünyaca takdir görmüş bir işi türkiyede sadece türkiyedeki bilim insanları tarafından geliştirildi. Bir adım öteye taşındı. Daha önce kimsenin yapamadığı bir hale getirildi. Ve bu birçok uluslararası ortamda kabul gördü. Daha sonra ise yabancı gurup bu çalışmayı alıp daha da ileri taşıdı. Bizim götüremediğimiz kadar ileriye götürdü. Şimdi ise türkiyedeki insanlar onları geçmek için var güçleriyle çalışıyorlar. Bunun adı taklit değil, Bilimsel rekabet. Rekabet derken de çirkin birşey düşünmeyin. Bu iki gurup son derece samimi bir şekilde ortak işler de yapıyorlar.
Bu tek bir örnek. Başka birçok örnek de verilebilir bu duruma.
Diğer taraftan bakılınca da bilimin birikerek geliştği bir gerçektir. Şu ana kadar hep böyle olmuştur. Ortaya atılan ve kabul gören bütün teoriler bir öncekini (çoğu spekülatif ortamda söylendiği gibi) "çökertmemiş" aksine "geliştirmiştir". Bir ingiliz bir teori ortaya atmıştır. Bir alman ona eklentiler sunmuştur. Bir fransız konuyu farklı bir açıdan geliştirmiştir. Bu yüzden bilim ulusal değil evrenseldir.
Logged
mert8
Ziyaretçi
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #56 :
24 Mart 2012 23:03:53 »
arkadaşlar şaka yapıyorsunuz herhalde . . .
Sayın Nükleer Kedi Bey,
" Ay'ın yörüngesinin V çizdiğini belirtmişsiniz. Bu kanıya nereden vardınız?" demişsiniz ;
dünya, yörüngesinde dolanır iken 23.5 derecelik bir eksen eğriliği gösterir,,, ay da yörüngesinde dolanırken 6.5 derecelik bir eksen eğriliği gösterir,,, dünyanın sağından 6.5 derece ve solundan 6.5 derece ile toplam 13 derecelik bir yay açıklığı ile ay ekseni (yaklaşık, kabaca) bir V çizmektedir . . .
Sayın Seco Bey,
" Halbu ki sizin "dünyanın acıklayamadığı" olarak nitelediğiniz konular görelilik ve kuantum teorileri gibi görece yeni teorilere bile ihtyaç duymaksızın yüzyıllar önce büyük ölçüde açıklanmıştır. Güneş sistemi gibi görece küçük ve yavaş sistemleri açıklamak için "açısal momentumun korunumu" ilkesi ve "Kütle çekim kanunu" oldukça yeterlidir. Ufak sapmalar ise linkini verdiğiniz haberdeki gibi jeolojik modellerdeki düzeltmeler ve birtakım rölativistik faktölerle kolaylıkla açıklanabilir.
Bahsettiğiniz ölçüde büyük bir sapma zaten yoktur. İlk gönderilerinizden birinde dünyanın V şeklinde bir eksen hareketi olduğunu söylemiştiniz. Sonra bunun olmadığını siz de kabul ettiniz. Şimdi de ay için aynı iddiadasınız." demişsiniz ;
1a) 5 Kasım 2010 20.26 daki yazımda
""" kuzey ve güney çekirdeklerinin konumu (istisnalar harici) zırt pırt değişmeyeceği ve hep sabit kalacağı için yazın kuzey kutbu güneşe eğik, daha yakın ise kışın da kuzey kutbu güneşe daha yakın olacaktır ve bu hep böyle sürecektir. . .
eee, peki mevsimler nasıl oluşuyor ve günlerin uzayıp kısalması. . . """
1b) 17 Şubat 2012 13.45 teki yazımda
""" Şimdi bu mantıklı çıkarımı dünya için uygulayalım (diyeceğim ama) ortaya aşağıdaki Şekil 1a çıkıyor . . .
(
http://www.facebook.com/photo.php?fbid=254944547913627&set=a.248753735199375.58898.122424841165599&type=3&theater
)
Şekil 1a Dünya nın mantıklı dönme ekseni
Burada fiziksel olarak mantıklı bir çıkarım yaptım ama, mantığım “her ne kadar bana doğru görünse de” hatalı gözüküyor. Çünkü, doğru olan dünyadaki amatör-profosyonel tüm gökbilimcilerin tarif ettiği Şekil 1 deki gibi olmalıdır. Bu gözlemlenmiş, ispatlanmış,üzerinde tartışma olmayacak bir konudur . . .
Şimdi sorumu soruyorum . . .
- - - Dünyamız, Güneş etrafında yörüngesi üzerinde dolanması sırasında dönme ekseni doğrultusunu korur - - - tanımı gereği ve mantıklı çıkarım ile dünyanın dönme ekseni, bir periyot / yıl boyunca (yaklaşık) V çizmesi gerekiyorken (ay da olduğu gibi),,, ne / nasıl oluyorda dünyamızın dönme ekseninin doğrultusu bir periyot / yıl boyunca her zaman (yaklaşık) birbirine paralel durumda oluyor / duruma geliyor . . .
fiziksel ve mantıklı bir cevap verebilecek var mı acaba . . ."""
yazmıştım,,, görebileceğiniz gibi mantıklı bir çıkarım ile ve Bir Teorisi getirilerine göre dünyanın dönme ekseni bir periyotta kabaca bir V çizmelidir, diyorum ama bildiğimiz gerçeklere göre böyle olmuyor, // oluyor, bunun fiziksel nedenleri ne olabilir diyordum . . .
2) yukarıda bahsetmiş olduğunuz korunum ve kanunu, matematiği bir kenara bırakarak fiziksel olarak bize anlatabilirmisiniz acaba, uzayda bunlar nasıl olmakta, oluşmaktadır,,,
yukarıda sormuş olduğum soruları,
dünya ekseninin doğrultusunu (nasıl) değiştirerek,,,
mevsimleri,
gece-gündüz eşitliğini, gündüz-gece kısalma ve uzaması,
kütle merkezi nedir, etrafında nasıl dönülür,
presesyon, nutasyon veya librasyon,,,
konularını matematik ve hayali olmadan (örneğin, bir hocamın ay ın şu an ki yeri için espirisel olarak "Biri getirip oraya koymuştur" demesi gibi),
neden, nasıl, hangi şekilde, . . ., oluşurlar, fiziksel ve basit bir anlatım ile gözümüz önünde, hayal bile edebileceğimiz bir şekilde sunabilirmisiniz,,,
""" Anlayamadıgım bir konu var. Bilinen gercegin aksini söyleyen bir teori mi var? Bu teorinin adı "Bir" teorisi mi? Böyle bir teori varsa gerçekten merak ettim. Bir linki verilirse sevinirim. Gündüzlerin süresinin degisimini nasıl açıklıyor acaba. """ cümlelerini sizin sarfettiğinizi ve 'son cümle sorusu'nu sizin sorduğunuzu hatırlatmak isterim . . .
beklerim . . . :
http://www.facebook.com/BirTeorisi
Logged
Nükleer Kedi
Full Member
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2253
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #57 :
27 Mart 2012 12:31:43 »
Detayları okuma fırsatım olmadı henüz ancak ilk kısma cevap vereyim, Ay'ın eksen eğikliği 6.5 derece değildir. Sizin bahsettiğiniz Ay'ın yörünge düzleminin Güneş-Dünya düzlemiyle (ekliptik) yaptığı açıdır ki o da yaklaşık 5 derece kadardır. Ay'ın eksen eğikliği ise 1.5 derece kadardır.
Logged
http://esoturkiye.org
http://facebook.com/esoturkiye
mert8
Ziyaretçi
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #58 :
27 Mart 2012 22:44:01 »
BÖLÜM 3 Ay
A207dersnotu_03
http://80.251.40.59/science.ankara.edu.tr/selam/TR/ast207/Ders03.rar
Ekvatorun yörüngeye eğikliği 6.68°
Yörüngenin ekliptiğe eğimi 5.15°
Logged
seco
Forum Üyesi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 103
Ynt: MEVSİMLERİN OLUŞUMU
«
Yanıtla #59 :
29 Mart 2012 01:18:34 »
Ayin kendi dönüş ekseninin kendi yörüngsine eğikliği
6.68 - 5.15 = 1.53 derecedir.
Logged
Sayfa:
1
2
[
3
]
4
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Gökbilim
-----------------------------
=> Güncel Haberler-Duyurular-Etkinlikler
=> Gökyüzünde Neler Var?
=> Gökbilim Sorularınız-Gökbilim Eğitimi-Gökbilim Kaynakları
=> Gökbilim Tarihi - Gök fiziği - Kuantum Fiziği- Evrenbilim
=> Uzay Çalışmaları - Dünya Dışı Yaşam
-----------------------------
Amatör Gökbilim
-----------------------------
=> Teleskop Yapımı - Amatörlerin Ürettikleri Gözlem Araçları
=> Gökyüzü Fotoğrafçılığı - Gözlemler - Yazılımlar
=> Teleskop-Dürbün-Laser Yardımı, Alım-Satımı
=> Amatör Gökbilim - Amatör Gökbilimciler - Topluluklar
Yükleniyor...